IMKB : 93.225 / 0,91 $ : 6,76 / 0,07 : 7,35 / -0,18 Altın : 358,71 / 0,11





Yeni yılda yeni beklentiler
31 Aralık 2013 15:13


Ali Arif Aktürk
2013 yılı, 62 bin MW’ın üzerinde rekor bir kurulu güç kapasitesi ve üretim yedeği ile ama buna rağmen 38 bin MW’larda emre amadelikle elektrik kesintilerini yaşayarak sonra eriyor.

PAYLAŞ : Share/Bookmark

2013 yılı, 62 bin MW’ın üzerinde rekor bir kurulu güç kapasitesi ve üretim yedeği ile, fakat buna rağmen 38 bin MW’lar da emre amadelikle elektrik kesintilerini yaşayarak sonra eriyor. 19 bin MW üzerindeki doğalgaz santralleri artan gaz talebi ve beraberinde doğalgaz iletim sisteminin yetersizliği sonucu yük alamayıp %50 kapasite ile çalışıyorlar. Gün-öncesi ve Dengeleme Güç Piyasasında elektrik fiyatları yükseliyor. Konutlardaki doğalgaz tüketimi 12 milyar m3/yıl’ı geçmiş durumdadır. Bu 12 milyar m3/yıl’ın yaklaşık %80’lik kısmı kış döneminde 4-5 aylık zaman diliminde tüketiliyor. Şehir dağıtımlarında yazın en düşük tüketim günü ile kışın en yüksek tüketim günü arasındaki oran %2.750’leri (yüzde ikibinyediyüzelli) geçmektedir. Kışın soğuk günlerinde şehirlerin günlük tüketimi, Türkiye’nin toplam günlük tüketiminin %60’ına ulaşmaktadır. 69 şehir dağıtım bölgesi vardır. Neredeyse tüm Türkiye doğalgaz konforunu yaşamak istemektedir. Hem de bu konforu ucuza yaşamak istemektedir. Evinde, kombisinde yaktığı gaz ile hem ısınıp, hem de sıcak suyunu kesintisiz ve ucuz yaşama talebi karşılığında bu konforun bedelini birileri ödemesi gerekmektedir. Bu bedeli de ya  tüketici enerjiyi tüketirken kendisi ödeyecektir, ya da vergi mükellefi, yani yine tüketici vergilerinden ödeyecektir. 

Gelin bir hayal kuralım. Diyelim Şahdeniz rezervi benzeri bir rezerv Türkiye’de keşfedilmiş olsun. Bu rezervde kara da keşfedilmiş olsun. Yılda 8-10 milyar m3 yerli doğalgazımızı üretmeye başladığımızı varsayalım. Yatırımcılarda yerli ve yabancı ortaklı bir konsorsiyum olsun.  Kuyubaşı üretim maliyeti de 45 $/1000 Sm3 olsun. Yatırımcı karını maksimize etmek isteyecektir. Çünkü arama-üretim gibi risk sermayesi içeren bir alanda faaliyet göstermektedir. Ürettiği gazın %12,5’ını şerefiye olarak devlete ödeyecektir. Yine de hayalimize devam edelim. Aynı yatırımcı kurumlar vergisi, vs. derken 80-100 $/1000Sm3’e satabilecek durumda olsun. (Hep hayal kuruyorum.) Peki halen tüketilen gazın fiyatı belli bir seviyede iken bu üreticinin daha ucuza satma şansı var mıdır? Az bir miktar olan Akçakoca gazının ihale ile satışındaki ortaya çıkan fiyat seviyesi malumdur. Fiyatın ötesinde, bu varsayılan gazın günlük üretiminin de 18 milyon m3/gün olduğunu varsayalım. Yine bu yerli gazı bulmuş yatırımcı her türlü fedakarlığa katlanıp gazı da 160 $/1000m3’e iç piyasada satsın. Siyasi irade de bu günlük 18 milyon m3 gazı sadece konutlara ucuz gaz sağlamak üzere kullanacağını açıklasın. Kışın şehirlerden dolayı artan ve 120 milyon m3/gün e ulaşan günlük talebi karşılamak için yine uluslararası piyasalarda 550 $/1000Sm3 ten spot LNG alınmayacak mıdır? Geriye kalan günlük 100 milyon m3 gazı nereden sağlayacaktır? Ya da yeraltı deposundan bahsediyoruz 175-195 TL/1000Sm3 olan yeraltı depolama maliyetini kışın artan talebi karşılamak için fiyata ilave edilmeyecek  midir? 

Kısaca sözün özü şu.  Şahdeniz büyüklüğünde yerli gaz da keşfetsek, kaya gazı da bulsak ve bugün bu kaya gazını tüketiyor olsak da konutlarda doğalgaz bu oranda kullanıldığı müddetçe, dünyadaki gaz fiyatları daha aşağı inmeden halihazırdaki iç piyasadaki satış fiyatlarıyla bu gazı tüketmek için arkasında vergi mükelleflerinin vergileri ile desteklenen bir yapı olmadan sürdürülemez.  Belki bir süre oluşan fon ihtiyacı kamu tarafından gaz ile elektrik arasında transfer fiyatlaması ile azaltılabilir ama sürdürülmesi çok zordur. Aynı şey elektrik fiyatları içinde geçerlidir. Yukarda bahsettiğim kurulu güç yedeği içinde doğalgaz santrallerin payı 1/3 oranında olsa da gerek su geliri, gerekse emre amadelikten dolayı gaz santralleri üretilen elektriğin %40-%50’sini karşılamak zorundadır. Özel sektöre ait santraller mevcut elektrik fiyatları ile sübvanse edilmiş gaz fiyatları ile bilr elektrik üretmeleri çok zordur. Ayrıca Türkiye’nin mevcut doğalgaz tüketimindeki yük profilinden dolayı doğalgaz santrallerinden kaçışının da imkanı yoktur. Çünkü kışın gaz tüketen konutlar için, bahar aylarında ve yaz aylarında gazı tüketecek tüketicilere ihtiyaç vardır.  Milyarlarca dolarlık transit doğalgaz hatları ile Türkiye sınırlarına ulaşan boru hatlarından (ya da yukarıda bir hayal olarak varsaydığım yerli gaz sahalarında) yıl boyunca üretilen, Türkiye’ye ulaştırılan gazı birilerinin tüm yıl boyunca tüketmesi gerekmektedir. Bu tüketimde ancak elektrik santrallerinde olabilir. Sanayideki tüketim böylesi dengesiz bir tüketim profilini hazmedemez. Elektrik santrallerinde ise kesinti ve kısıntılar ancak fiyat enstrümanı ile yapılmalıdır. Polisiye tedbirlerle mücbir sebeplerle, talimatlarla yapılan kesinti ve kısıntılar sürdürülebilir olmaktan uzak ve kötüye kullanılabilecek niteliktedir. 

Türkiye’nin orta vadede tek çıkış yolu kendi içindeki kapasite kısıtlarını ortadan kaldırarak bölgesindeki gaz kaynakları için cazibe merkezi olabilecek bir ticaret merkezini oluşturmaktan geçer. Böylece ortaya çıkarılabilecek arz fazlası ile gazın gaz ile rekabeti sağlanabilir ve mevcut uzun vadeli kontratlarda fiyat revizyon maddeleri ile yeniden müzakereye açılabilir. Gaz sözleşmelerindeki fiyat revizyon maddeleri her halükarda ilgili gaz fiyatının, ilgili pazarda rekabetçi olmasını işaret eder. Fiyat revizyon talebinde bulanabilmek için gazın fiyatının tüketilemeyecek bir seviyede olduğunu ispatlamak gerekir. Fiyat revizyonu için gaz fiyatının, ilgili pazarda ikameleri ile rekabetçi olduğunu ispatlamak, diğer gaz kaynakları ile marjinal maliyetler de dikkate alınarak rekabetçi olduğunu ispatlamak gerekir. Gazın özellikle gaz ile rekabeti şeklinde çalışan, derinliği olan, referans fiyatı olan, likit bir doğalgaz piyasasına, borsasına ihtiyaç vardır. Olmayan gaz, olmayan enerji en pahalı enerjidir. Olmayan enerjinin fiyatı sonsuza gider. Hali hazırda Türkiye’nin arz güvenliğindeki en büyük tehdit, kendi iletim sistemindeki kapasite kısıtları ve yetersizlikleridir. Eğer Türkiye kendi sistemindeki kısıtları giderirse, Türkiye batısındaki Avrupa Birliği ile ortaya çıkarabileceği sınır aşan boru hatları ile Avrupa ile fiyat ve miktar açısından entegrasyon sağlayabilirse ve Avrupa’nın tek enerji pazarı ülküsünde kendisine de yer sağlayabilir. Türkiye bu nedenle kendi üzerinden by-pass geçecek projeleri sağlayacağı efor ve kaynakları kendi doğalgaz iletim sistemini Avrupa ile entegre edecek projelere sağlamalıdır. 

Liberalleşmeye çalışan, enerji borsalarını kurmaya çalışan ve hatta yılın son günü NASDAQ ile ortaklık anlaşmasını imzalayan bir ülkede enerji piyasalarında fiyatlara müdahale belki kısa vade de tüketiciye tasarruf da yapmadan ucuz gaz ve elektrik tüketme şansı tanıyabilir. Ancak kamu tarafında hazine tarafından yüklenilen, özel sektör tarafında ise piyasadan çıkışlarla sonuçlanabilecek zararlar sonucunu doğuracağı kaçınılmazdır. Yoğun yatırım ihtiyacı olan iletim sistemi operatörünün yatırım imkanı ortadan kalkmakta, piyasa mekanizmalarına güven ortadan kalkmaktadır. İletim Sistemi Operatörünün bağımsızlığı, yatırım yapabilirliği, modern yönetişim metotlarına kavuşabilmesi, uzun vadeli yatırım programlarının öngörülebilir olması, on yıllık planlarla kapasite kısıt problemlerinin ortadan kaldırılması gelişen bir piyasa için çok önemlidir. Bunun en güzel örneği İngiltere’deki National Grid’in onar yıllık yatırım programlarıdır. Ancak BOTAŞ’ın mevcut 233’e tabi olması ile, yatırım programlarının mevcut süreci ile, BOTAŞ’ın mevcut mali ve insan kaynağı ve yönetişim yapısı ile, kapasite kısıtlarını ortadan kaldırmak, bölgesinde bir hub ortaya çıkarması bir hayalden öte gidemez.  Bunun ötesinde doğalgazdaki mevcut hukuki, ticari ve teknik bariyer ve engellerle NASDAQ-BİST ortaklığı, EPİAŞ’ın kuruluşu, likit liberal, derinliği olan bir pazarın oluşturulması performans buharlaşmasından öteye gidemez.



Bu haber 3517 kez okunmuştur


Toplam 1 yorum
Geçmişte elektrik tüketimi için kısıtlar ve düzenlemeler vardı: Örneğin 150 kWh’ıaşan aylık konut tüketimi için tarife daha yüksekti. Halen de günün 3 ayrı zaman dilimi için tercihe dayalı değişken tarife vardır. Doğalgaz tüketiminin dengelenmesi ve tepe değerin traşlanabilmesi için benzer şekilde doğalgaz tüketimi için de düzenlemeye tabii tarifelerde bu tür uygulamalar ciddi olarak değerlendirilmelidir. Tarifeler zaman (mevsim, ay, gün) bazında değişik şekilde uygulanabilir. Günümüzdeki ölçme (sayaç) ve control sistemleri bu tür uygulamalara uyumlu çözümler sunmaktadır. Liberal piyasalarda uydun düzenleme ve planlamaların önemi daha da artmaktadır. Özellikle elektrikenerjisi alanında ülkemizdeki uygulamala bunu açıkça göstermektedir, dünyadaki bizden de once başlayan uygulamalar da bunu teyit etmektedir. Zamana ve değişen koşullara gore Düzenleme Otoritelerince konulan kurallar ve formülasyonlar sıkça değiştirilmekte ve hatta bazen radikal değişiklikleeden de kaçınılmamaktadır.
Mustafa Tuygun / 02 Ocak 2014 09:02:38








Köşe Yazarları