IMKB : 108.153 / -0,82 $ : 3,83 / -0,13 : 4,51 / 0,05 Altın : 153,90 / 0,01





Kaybeden kim? (Who is the loser?)
11 Temmuz 2014 09:57


Ali Arif Aktürk
Petform’un diğer paydaşları ile birlikte AB hibesi kapsamında düzenlediği TRGAS Hub projesinin Londra ayağı 26-27 Haziran 2014 tarihlerinde gerçekleşti.

PAYLAŞ : Share/Bookmark

Petform’un diğer paydaşları ile birlikte AB hibesi kapsamında düzenlediği TRGAS Hub projesinin Londra ayağı 26-27 Haziran 2014 tarihlerinde gerçekleşti. Serbest ve rekabetçi bir doğalgaz piyasasının kurulabilmesi için İngiltere tecrübesinden faydalanmak üzere organize edilen çalıştayda, İngiltere gaz piyasasındaki tüm paydaşlar kendi tecrübeleri paylaştı. Tüm katılımcılar için çok faydalı olan bu çalıştaya, Enerji Bakanlığı’ndan da başta Enerji Bakanı Yardımcısı Sayın Murat Mercan ve Strateji Başkanı Sayın Doğanbey Akgül’ün yanında kamu ve özel sektörden birçok temsilci katıldı. 

Çalıştay’da serbest ve rekabetçi bir pazarın nimetleri anlatılıyor iken Sayın Mercan çok isabetli bir soru sordu. Sayın Mercan “Hep liberal pazarın erdemlerini anlatıyorsunuz da, burada kaybedenler kimlerdir?” dedi. Bu soruya çeşitli cevaplar verildi. Kimisi rekabet sonucu British Gas’ın zarar ettiğini söyledi, kimisi Kuzey Denizi’nde gaz üretimi yapan şirketleri adres gösterdi. Ama esas kaybeden bizdik, Türkiye’ye idi, Yunanlılardı, İtalyanlar, Fransızlardı. Çünkü bu bahsettiğim ülkelerin tüketicileri kendilerinden binlerce kilometre uzaktaki İngiliz vatandaşının değer biçtiği, değerini belirlediği bir emtiaya İngilizler kullanmasın diye onların belirlediği değere sürprim ödemek zorunda kalıyorlardı. İngiltere piyasasında gazın gazla rekabeti sonucu arz-talep dengesi içinde belirlenen ve interconnectorlerle Kıta Avrupası ile entegre olmuş bir pazarda oluşan NBP fiyat endeksi, özellikle LNG piyasasında bir referans fiyat olmuştur. Türkiye LNG ithal etmek istediğinde kendi pazarının gerçekleri ile uzaktan yakından ilgisi olmayan NBP fiyatının üzerine 75-100 $ sürprim ödeyerek bu gazı tüketebilmektedir. 
 
Aynı gerçek boru gazı ithalatı için de vardır. Doğalgazı Akdeniz havzasında uluslararası endeks olmuş İtalya petrol ve ürünlerine endeksli tüketmektedir. Hatta daha da öteye gitmek gerekirse Türkiye yıllarca Ceyhan’ı Rotterdam yapacağız söylemini vurgulayıp da petrol ürünleri rafineri çıkış fiyatlarını bile İtalya’daki endekse bağlamıştır. 
 
Fiyat oluşturabilmek, pazar yapıcı olabilmenin stratejisini çok da anlatmaya gerek yok. Hep fındık borsası örneği verilir. Tüketimin olduğu pazarda likidite ve derinlik ortaya çıkarsa, pazaryeri kuralları tesis edilebilirse borsa oluşur ve siz de gider fındık üreticisi iken o pazara tabi olursunuz. 
 
Yıllarca basında tartışıldı. Uzman veya uzmanımsı kişiler Türkiye’nin pahalı gaz aldığını söyleyip durdular. Halbuki gazın değer zincirinde esas, bu ürünün ilgili pazarda ikameleri ile rekabetçi olmasıdır. Gazın ikamelerinin içinde gazın gazla rekabeti, yani diğer bir gaz kaynağı ile rekabetçi olması da vardır. Doğalgazın değeri pazarda tüketicinin verdiği değerdir. Gazın tüm değer zincirinde sadece fiyatı değil, akış ve tüketim rejimi, mevsimsellikleri, ödeme hükümleri, yıllık, dönemlik taahhütleri ile birlikte değerlendirilir. Gazın tüketiminde optimizasyon şarttır. Bununda tek yolu piyasa şartlarında olur. Türkiye fiziki olarak birkaç noktadan gaz girişini sağlayarak fiziki olarak hub olmuştur. Ama esas olan gün öncesi-spot, gün içi-dengeleme piyasaları ile vadeli piyasalar ile ticari hub, pazaryeri olabilmesidir. Arzla-talebin buluşması ve pazar dinamiklerinin işleyebilmesi için teknik, ticari ve hukuki bütün engeller kalkmalıdır. Gazın tüketiciye ulaşmasında teknik kapasite kısıtları varsa, altyapı sıkıntıları varsa, ticari olarak fiyat müdahaleleri varsa, hukuken gaz arzının girişinde, ithalatta, ihracatta engeller varsa pazaryeri, ticari hub, doğalgaz borsası olmanın imkanı yoktur. 
 
Aslında hemen herkes çözüm yollarını biliyor. İletim sisteminin giriş noktalarının sayısı artmalı, giriş kapasiteleri artmalı, iletim sisteminin IT altyapısı geliştirilmeli, Avrupa ile sınır aşan kapasiteler geliştirilmeli, gaz fiyatlarının kendi mecrasında oluştuğu gün öncesi ve gün içi piyasa-dengeleme gazı piyasası- geliştirilmeli, rekabet kanunu tam ve eksiksiz çalıştırılmalı, sübvansiyonlar verilecekse gazın fiyatı üzerinden değil, ilgili tüketim segmentine doğrudan hazineden kaynak yaratılarak verilmeli, konutlarda kademeli fiyata geçilmeli, sübvansiyon ve teşviklerde vergi enstrümanı kullanılmalıdır. Gaz ithalat ve ihracatı bir imtiyaz olmaktan çıkmalı, ithalat, ihracat ve toptan satış faaliyetleri gaz tedarik ya da ticaret lisansı adı altında tek bir lisans kapsamına indirilmeli ve gazın ithalat ve ihracatını önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.  
 
Eğer gerçekten derinliği olan, tam liberal, engelsiz, rekabetçi, gazın-gazla rekabetinin tesis edildiği bir gaz piyasası, bir pazaryeri oluşturabilirsek doğu Akdeniz havzasında gazın fiyatını emekli Ayşe teyze, sanayici Abdülkadir bey, tedarik lisansı sahibi Serkan bey, elektrik santrali sahibi Ünal bey kısaca tüketici belirler. Doğalgazımızı, TR-Gaz fiyatına göre ithal edip, yine aynı fiyata göre ihraç ederiz. Türkiye’nin doğusundaki gaz kaynaklarının değerinin belirlenmesinde kilometre taşı, referans noktası oluruz. Yeter ki kaybediyor muyuz korkularımızı aşalım, kaybedenler kulübünden kazananlar kulübüne geçme iradesini gösterelim. 


Bu haber 21521 kez okunmuştur


Bu habere henüz yorum yazılmamış

İlk yorum yazan siz olun!








Köşe Yazarları