IMKB : 999 / -3,38 $ : 7,30 / 0,73 : 8,62 / 0,27 Altın : 485,07 / 0,98





'Gün bugündür'
23 Mayıs 2015 14:39


Selim Şiper
Uzmanlar bugünden yarına petrol fiyatlarının 60 Dolar seviyesinden 100 Dolarlara yükselmesini pek mümkün görmüyor.

PAYLAŞ : Share/Bookmark
Ocak ayının sonlarında Economist dergisi petrol fiyatlarındaki ani düşüşle ilgili olarak çok çarpıcı bir başlık atmıştı: “Seize the day”… Anı yaşa, günün tadını çıkar, bugünden yararlan, anı değerlendir şeklinde anlam özgün çevirisini yapabileceğimiz bu başlık esasen yakın - orta vadede dünya düzeni kartlarının yeniden karıştırılıp dağıtıldığını ve bundan sonra yeni şartların gereğini yerine getirmenin önemini vurgulamakta.
 
Öncelikle şu genel saptamaya yer verelim: Uzmanlar bugünden yarına petrol fiyatlarının 60 Dolar seviyesinden 100 Dolarlara yükselmesini pek mümkün görmüyor.
 
Petrol fiyatlarındaki ani düşüşü Amerika - Rusya arasındaki politik dinamiklere ve/veya petrol tüketim ve talebindeki artış hızının yavaşlamasına; enerjinin daha etkin kullanımına bağlamayan yorum odakları, ana neden olarak başta Suudi Arabistan olmak üzere OPEC’in davranış değişikliğini göstermekteler. Evet, görünen odur ki; OPEC, piyasaya sunduğu miktarlar üzerinden petrol fiyatlarını kontrol etme stratejisini terk etmiş; kendi pazar payını koruyucu; petrolü daha pahalıya mal eden OPEC dışı kaynaklara karşı bezdirici bir yaklaşıma girmiştir.
 
Petrol fiyatlarının bundan sonraki seyri, her türlü politik dinamiklerin dışında bu yaklaşımın ne kadar sürdürülebileceğine bağlıdır ve bu konuda kumanda büyük ölçüde Suudi Arabistan’ın elindedir. OPEC üyesi ülkeler açısından üç senaryo önem kazanmaktadır;
 
1- Kısa vadede fiyat artışı: S. Arabistan OPEC’i eski disipline sokmayı amaçlarsa veya OPEC ülkeleri düşük fiyatlı petrol satışından dolayı kaybedilen gelirlerin iç huzursuzluklara ve majör sosyo - ekonomik sıkıntılara sebebiyet verdiğini görürlerse; petrol fiyatlarını tekrar arz kısıtlamalarıyla kontrol altına almaya teşebbüs edebilirler. Unutulmaması gerekir ki petrol üreticisi (OPEC üyesi olan veya olmayan) ülkelerde petrol gelirleri vatandaşlarına doğrudan maddi kaynak teşkil etmektedir ve bu ülkelerin vatandaşları az veya çok bu gelirlere alışmışlardır. Ortaya çıkabilecek herhangi bir huzursuzluk ve fiyatları tekrar kontrol altına alma arzusu kısa zamanda; örneğin birkaç ay içinde petrol fiyatlarını yukarlara doğru çekme potansiyeli taşımaktadır.
 
2- Ortak vadede fiyat hareketi: Başta Suudi Arabistan olmak üzere OPEC üyeleri; OPEC dışı, petrol üretim maliyetleri daha yüksek (40-70 Dolar bandı), konvansiyonel ve konvansiyonel olmayan üretim yapan ülkelerin üretimini yavaşlatmak, hızlarını kesmek ve yeni yatırımları geciktirmek için fiyatları aşağıya çekmişlerdir. OPEC ülkeleri bahsi geçen rakiplerin ve alternatiflerin kan kaybını yeterli buldukları anda, tekrardan arzı baskılamak suretiyle fiyatları yukarı hareketlendirebilirler. Bu durumun ancak 1 ila 2 yıl sonrasındaki bir zaman diliminde gerçekleşmesi mümkündür; çünkü hedeflenen etkinin izlenmesi gerekir.
 
3- Uzun vadede OPEC etkisinin kaybolması: OPEC açısından arzu edilmese de bir vadede ve değişik sebeplerle (mesela jeo-politik sebepler; enerji etkinliğinin artması vs.) OPEC, fiyatları kontrol gücünü yitirebilir. Bu durum tahtında OPEC maksimum kapasitede üretime yönelir ve baş aşağı yönlü tam bir fiyat savaşı görülür. Fiyatlar uzun müddet bugünkü seviyeleri dolaylarında seyreder. 
Hangi senaryo geçerli olacaksa olsun,  bugünkü durum OPEC üyesi olan - olmayan petrol üreticisi ülkeleri negatif etkilemektedir. Bu ülkelerin ekonomik büyümelerini baskılamakta; paylaşılan refahı azaltmaktadır.
 
Rusya, Venezuela gibi ülkelerin daha da olumsuz etkilenmeleri kaçınılmaz görünmekte; ekonomik faaliyetini büyük çapta petrol satışına bağlamış ülkelerde büyük sıkıntılar yaşanabileceğine dair belirtiler artmaktadır.
 
Her geçen gün bazı planlanan yatırımların iptal edildiği veya en azından ertelendiği duyurulmakta ve bu suretle gelecekte bir arz sıkıntısı olabileceği sinyali verilmektedir. Bu suretle fiyatların yukarı doğru yönlenmesi temin edilmeye çalışılmaktadır. OPEC üyeleri üretime bu seviyelerde devam ettikleri takdirde kısa vadede arzda herhangi bir sıkıntı beklenmemelidir. Bugün durdurulan veya ertelenen yatırımlar zaten 2020 ötesinde etkisi görülebilecek projelerdir. 
 
Yatırım kısıtlanması maalesef yine zor durumdaki, henüz petrol imkanının sefasını sürememiş, olumlu etkisini görememiş ülkeleri vurmaktadır. Örneğin geleceğini son zamanlarda tespit edilmiş petrol ve gaz kaynaklarına bağlamış olan Afrika ülkeleri (Nijerya, Angola, Sao Tome, Mozambik gibi) ümit kaybı yaşayacaklardır. Öte yanda düşmüş olan petrol fiyatları ister istemez geliştirilmesi arzu edilen enerji kaynaklarını da olumsuz etkileyecektir. Ucuz petrol, daha pahalıya mal olan yeni teknolojileri ve sürdürülebilir enerji kaynaklarını daha az cazip hale getirecektir.
 
Bütün bunların yanında petrol fiyatlarının düşük seyretmesi genel olarak bakıldığında dünya için olumlu sonuçlar verecektir. Dünya ekonomik hacmi bu sayede daha da artacaktır. Petrol üreticisi olmayan, bizim gibi şanssız ülkeler sonuç olarak biraz rahatlayacak, nefes alacaklardır. Bu fırsatı doğru değerlendiren, bugünden yararlanan, anı kullanan ülkeler uzun vadeli faydalar sağlayacaklardır.
Çin, azalan petrol faturası sayesinde daha yüksek bir büyüme oranını hedeflemekte; petrolden tasarruf edeceği paranın bir kısmıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin planlar hızlandırılmakta; temiz termik santrallere öncelik vermektedir.
 
Türkiye’mizde yıllardan beri akaryakıt ve LPG dünyanın en yüksek vergilendirmesine tabidir ve bu dolaylı vergi gelirleri ülkemiz bütçesinin omurgasını teşkil etmektedir. Pek çok ülke ama en başta ABD,  petrole çok daha az vergi koymuş ve bu suretle vatandaşlarının araç kullanımı, ısınma vs. gibi nedenlerden dolayı tepkilerini minimize etmeye çalışmışlardır. Örnek vermek gerekirse ABD’de benzindeki vergi galon başına 18-20 Sent civarındadır. Yani litrede 4,7-5,0 kuruş. Buna mukabil Türkiye’de litre başı vergiler 225-230 kuruşa gelmektedir ki bu da ABD’nin 45 mislidir. Yani ABD vergiyi düşük tutmakla tüketimini, yani karbon salınımını teşvik etmektedir. Eğer bu tür ülkelerde “anı yaşayacak” siyasi dirayet varsa, tüm petrol fiyat indirimlerini tüketiciye yansıtmak yerine bir kısmını vergileri artırıp ortak refaha harcayabilirler. Bu durum olağanüstü bir şans; geçmiş çarpıklığı düzeltebilecek bir imkândır.
 
Pek çok ülke politik veya ekonomik nedenlerle petrol ve/veya doğal gazı sübvanse etmekte, vatandaşına olabildiğince ucuza mal etmeye çalışmaktadır. Ama bunun sonu yoktur.
 
Dünyada sadece petrol için yılda 600 milyar Dolar’a yakın bir sübvansiyon harcaması yapılmaktadır. Bunun 50 milyar Dolarlık kısmı sadece Hindistan’da kullanılmaktadır.
 
Geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Yıldız elde edilen indirimler sayesinde doğalgazı artık mal ediş fiyatımızın üzerinde satabildiğimizi duyurdu. İndirimler tüketici fiyatlarına yansıtılmadığı için bu böyle bir ticari doğruluk yakalandı.
 
İşte bu örnek de gösteriyor ki eğer ülkeler petrol fiyatlarındaki düşüşleri tüketici fiyatlarına fazla yansıtmama pahasına sübvansiyonlardan kurtulurlarsa çok akıllı ve dirayetli bir iş yapmış olurlar. Sübvansiyon zaten çok tüketeni ödüllendiren bir mekanizmadır. Yani sübvanse edilen ürünü çok tüketirseniz bir anlamda dağıtılan paradan aldığınız pay büyük olur. Oysa sübvansiyon diye dağıtılan para; başka amaçlara; örneğin herkesi eşit derecede etkileyen eğitim, altyapı, sağlık gibi konulara yöneltilse daha adil olmaz mı?
 
Hindistan’da yeni seçilmiş olan hükümet tam olarak bugünden yararlanma yönünde yüksek bir dirayet gösterdi: Petrol ve LPG’deki sübvansiyonu ortadan kaldıracak ve sadece ihtiyaç sahibine yöneltecek girişimlerde bulundu. Artık mazot için ödenen sübvansiyon nihai fiyatların az düşürülmesi hatta reel olarak hiç düşürülmemesi suretiyle ortadan kalkma yolunda. LPG’deki sübvansiyon artık ürün alınırken direkt fiyattan düşülmüyor; ihtiyaç sahibinin banka hesabına yatırılıyor, vatandaş tam bedeli ödüyor. Bu suretle Hindistan’ın altyapı yatırımlarına yönlendireceği çok parası olacak.
 
Sonsöz 1: Günün gereğini yapmak dirayet gerektirir ama günden yararlanmayı becerenlerin geleceği parlaktır.
 
Sonsöz 2: Sübvansiyonu eninde sonunda yine vatandaş öder.


Bu haber 1487 kez okunmuştur


Bu habere henüz yorum yazılmamış

İlk yorum yazan siz olun!








Köşe Yazarları