IMKB : 1.008 / -2,51 $ : 7,31 / 1,00 : 8,65 / 0,61 Altın : 485,17 / 1,00





Hangi serbest ticaretten bahsediyoruz?
05 Haziran 2015 09:30


Selim Şiper
Bundan evvelki yazılarımızda bahsettiğimiz bir konu, sektör dostlarımızın bazılarını hayrete düşürdü… Hatta inanmamazlık noktasına gelip, başka kaynaklardan kontrol etme ihtiyacı duydular.

PAYLAŞ : Share/Bookmark
Bundan evvelki yazılarımızda bahsettiğimiz bir konu, sektör dostlarımızın bazılarını hayrete düşürdü… Hatta inanmamazlık noktasına gelip, başka kaynaklardan kontrol etme ihtiyacı duydular. Ama sonuç aynıydı: Evet, Amerika Birleşik Devletleri’nden ham petrol ihracatı tamamen yasaktır. Petrol ve doğal gaz türevlerinin ihracatı ise izne tabidir. Yani başka bir deyişle; serbest ticaretin ve kapitalist, liberal ekonominin havarisi A.B.D. esasen fevkalade kapalı ve kısıtlayıcı bir ticaret politikası sürdürmektedir. Biraz “perhiz - lahana turşusu”, biraz da “kendine Müslümanlık” durumları…
 
2. Dünya Savaşı’na kadar serbestti
 
Esasen herşey 2. Dünya Savaşı’nda başladı. O zamana kadar A.B.D., özellikle Meksika Körfezi üzerinden Teksas ve Louisiana petrollerini başta Avrupa olmak üzere her tarafa ihraç etmekteydi. 1942’den itibaren Alman denizaltıları Meksika Körfezi’ni cehenneme çevirdiler, körfezde Nazi U-Boot’larından habersiz martı uçmaz, balık yüzmez oldu. Amerika’nın en büyük korkusu bu denizaltıların kıyı şeridini de vurmalarıydı. Bu nedenle o tarihten itibaren tüm rafineriler ülkenin iç kesimlerine inşa edildi ve kıyı kesiminde sadece terminallere imkan verildi. 
 
Derken 1970’lere gelindi… Meşhur petrol krizi A.B.D.‘de de yakıt istasyonlarının önünde uzun kuyruklara sebebiyet verdi. Geniş toplum kitleleri büyük bir memnuniyetsizlik içine girdiler. Bakkala bile arabasıyla giden Amerikalılar bir anda “yok” un ne olduğunu gördüler. 
 
Petrol ihracatı 1975 yılında çıkarılan bir kanunla yasaklandı. Bu yasaktan murad edilen, ülke topraklarında üretilen petrolün sadece yine ülkede tüketilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve ihracat imkanı kalmayan üreticilerin daha düşük fiyatlara razı gelip üretimlerini artırmaları, yani sürümden kazanmaları idi. Nitekim öyle de oldu… Batı Teksas fiyatının Brent’den takriben yüzde 10 daha ucuz olmasının sebebi budur. Öte yandan düşük marjlar nedeniyle Amerikan rafinerileri ve diğer tesisleri örneğin Avrupa’daki emsallerinden daha düşük standartlara sahiptirler ve etkinlikleri yüksek değildir. Tabii ki istisnalar mevcuttur. 
 
Gelinen zamanda değişik şeyler oluyor… Kaya gazı ve petrolünden en olumlu etkilenen A.B.D.’de artık bu antika kanunların değişmesi gerektiğine dair görüşler artıyor. Strateji belirlemede etkili olan bürokratlar ve politikacılar esasen bunda hemfikirler ama her taraf da ilk hareketi, konunun bayraktarlığını karşı taraftan bekliyor. Her iki tarafın da korkusu “ihracat serbest kaldığında ya petrol fiyatı artarsa” veya “yine bir kriz olur da Amerikalılar istasyonlarda kuyruğa girerlerse”… Öyle ya herşeyi yap ama Amerikalının altından arabasını alma... Her iki taraf da buna sebebiyet verecek dalgayı başlatma sorumluluğunu almaktan imtina etmekte.
 
İthalat terminalleri ihracat terminaline dönüşüyor
 
Kısıtlayıcı pek çok şart bulunmasına rağmen, kaya gazı ve petrolünden kazanılan ivme ile özellikle gaz bazlı terminallere yatırımlar arttı. Sadece LPG terminalleri için önümüzdeki iki-üç yıl içinde devreye girecek 3 milyar Dolarlık yatırım yapılmakta. Teksas ve Louisiana’da bir zamanlar ithalat terminali olarak dizayn edilmiş LNG terminalleri ihracat terminaline dönüştürülüyorlar. LNG terminalleri için yapılan yatırımlar 30 milyar Dolar’ı geçiyor. Bu yüksek yatırımlara rağmen, halihazırda A.B.D.’den LNG ihracatı da kısıtlanmış durumda. LNG satışı sadece Amerika ile serbest ticaret anlaşması bulunan bir avuç ülkeye gerçekleştirilebiliyor. 
Herşeye rağmen A.B.D. bugün dünyanın bir numaralı işlenmiş petrol ürünleri (yani benzin, dizel, jet yakıtı) ihracatçısı. Kömürde net ihracatçı konumu yakalandı, bu yıl doğal gazda da aynı konum yakalanacak. LPG ihracatı ise son birbuçuk yıldır Katar hariç tüm Arap ülkelerinin önünde. 
Aslına bakarsanız, A.B.D. aynı zamanda ham petrol ihracatçısı da… Ee, hani yasaktı ? Zorlama tedbirler, baskılanan faaliyetler her zaman serbestiyete doğru bir yol bulur. İhracatı yasaklayan kanun stratejik durumlara ve ekonomik faydaya bağlı olarak takasa (swap) izin veriyor. Bu cümleden olarak A.B.D. ile Kanada arasında hummalı bir al-ver durumu mevcut. Economist dergisine göre yakın bir gelecekte Meksika ile günde 100.000 varillik bir ticaret de başlayacak. 
 
Burada başka bir ilginç durum daha var: Amerikan rafinerilerinin çoğu ağır (heavy)(yüksek yoğunluk) ham petrol işlemeye müsait. Tarihi olarak bu rafineriler Güney Amerika ve İran Körfezi’nin ağır ürünleri için tasarlanmıştı. Oysa hidrolik kırma (hydraulic fracking) ürünü kaya gazı veya sıkı petrol alçak yoğunluklu yani hafif (light). İşte Meksika’ya bu light ham petrol gönderilip, mevcut rafinerilerin daha rahat işleyebileceği heavy ürünle swap (takas) edilecek. 
 
Light ham petrolün ihracatının önünün açılması, düşük petrol fiyatı nedeniyle üretimlerini yavaşlatmış olan kaya gazı/petrol üreticilerine taze bir soluk olabilir nitelikte görülmektedir. Öte yandan tekrardan 70 Dolar’lara doğru başını kaldırmış olan petrol fiyatları acaba bu kesime biraz ferahlık vermek için mi manipüle edilmiştir?
 
Ham petrol ihracatının kaldırılmasının Amerikan ekonomisine katkısı hakkında yapılan tahminler, Amerikan gayrısafi milli hasılasına pozitif olarak  yılda 80 ila 100 milyar Dolar mertebelerinde bir değer atfetmekte. Tabii bir de işin istihdam, yöresel kalkınma boyutları da var. Dünya geneline bakıldığında ise Amerika’nın ihracatçı olması demek petrol fiyatının daha istikrarlı ve alt seviyelerde kalması demek, OPEC’e daha az bağımlılık demek. Özellikle doğu Avrupa ülkeleri Rusya’ya olan bağımlılıklarını azaltmak için Amerika’nın ihracat yapabilir olmasını arzu ediyorlar. 
 
Hani ticaret serbestti?
 
Amerika’dan ham petrol ihracatının serbest bırakılmasına karşı çıkanlar, tutucu bir şekilde iç piyasada fiyatların artabileceğinden, ikmal sıkıntısı olabileceğinden dem vuruyorlar. Hatta bazıları Amerikan ham petrolünün Avrupa’ya satılıp, işlenmiş olarak geri alınacağını dolayısıyla marjın başka ceplere gideceğini söylüyorlar. Hani ticaret serbest, ticari faaliyet küreseldi ?
 
Bugünkü ileri teknolojilerde az miktarda kullanılan ve fakat elzem olan nadir mineraller var. Daha düne kadar bunların pekçoğu hiçbir kullanım alanı olmadan, kimyasal periyodik sistemde yer işgal eden ve seriyi tamamlayan elementler idi… Oysa şimdi bilgi teknolojileri için, yarı iletkenler için, bazı kimyasal reaksiyonların gerçekleşmesi için bunların katresine ihtiyaç var.  Gelin görün ki bu nadir elementlerin çoğu Çin topraklarında mevcut ve Çin, dünyadaki tek üretici. Çin bu nadir elementlerin üretiminde biraz sıkışıklığa girse veya istihsali yavaşlatsa başta A.B.D. etkisiyle Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organisation) ağır protestolara başlıyor ve Çin’in azami üretimi yapmasını ve çıkan tüm ürünlerin dünya pazarına sunulmasını tembih etmeye, talep etmeye başlıyor. Bir tarafta Çin’e karşı bu tutum; diğer tarafta ham petrol ihracatına yasak… A.B.D. açısından pek bir tutarlılık örneği sergilemiyor. 
 
Limanlar arasında yabancı tanker yasak
 
Ham petrol ihracatının yasaklandığı kanunun yanında başka inanılması güç bir durum daha var… Hani insana “hadi canım, Amerika’da olur mu böyle şey” dedirten: Amerikan limanları arasında yabancı bayraklı tankerler ürün taşıyamazlar. Örneğin Türk bandıralı bir tanker Houston Galveston’dan benzin alıp, New York limanına indiremez. Bu işi sadece Amerikan bayraklı bir tanker yapabilir. Her zorlamada olduğu gibi burada da bir yol bulunmuştur, tabii… Örneğin Liberya bayraklı tanker Teksas’dan Ispanya’ya ürünü getirir, sonra tekrar geri dönüp New York limanına götürür… Yani önce ihraç edilip, sona ithal edilir. Bu durum Amerikan denizcilik şirketlerine ve armatörlere büyük paralar kazandırmıştır tabii. 
 
Bütün bunların işaret ettiği bir şey var: petrol, gaz velhasıl tüm enerji hammaddeleri o denli stratejik ve toplumların refah ve huzuruyla alakalı ki; dünyaya akıl öğreten ve yol gösteren, olayları kurgulayan Amerika bile prensiplerden vazgeçip, kontrolü elde tutmak istiyor, hiçbir tarafı başıboş bırakmıyor. Stratejik önem hasıl olduğunda serbest ticaret, küresel sermayenin serbest dolaşımı vs. rafa kalkabiliyor.
 
Yine de herşeyi yani kararları, durumları; zuhur ettiği anın şartları çercevesinde değerlendirmek lazım. Örneğin Amerika’da rafinerilerin ülkenin iç taraflarında inşa edilmesi Nazi denizaltılarına karşı bir tedbirdi ve o gün için en akla yakın yaklaşımdı. Mühim olan şartlar değiştiğinde gereken esnekliği gösterip yeni şartlara uyum sağlayabilmektir. Yani Amerika’nın ham petrol ihracatında ve taşımacılıkta serbestiyete gitmesinin zamanı gelmiştir. 
Sonsöz: Petrolün ikmal garantisi sözkonusu olduğunda serbest ticaret falan teferruattır.
 


Bu haber 2267 kez okunmuştur


Bu habere henüz yorum yazılmamış

İlk yorum yazan siz olun!








Köşe Yazarları