IMKB : 0 / 0,00 $ : 0,00 / 0,00 : 0,00 / 0,00 Altın : 0,00 / 0,00





Türkiye, Güneydoğu Avrupa ve Hub
05 Haziran 2015 10:17
Ukrayna krizi ile tekrar gün yüzüne çıkan Rusya ve Batı dünyası arasındaki gerilim, özellikle enerji hammaddeleri ve fiyatları üzerinde kıyasıya yaşanan bir mücadele halini almış durumda.

PAYLAŞ : Share/Bookmark
Ukrayna krizi ile tekrar gün yüzüne çıkan Rusya ve Batı dünyası arasındaki gerilim, özellikle enerji hammaddeleri ve fiyatları üzerinde kıyasıya yaşanan bir mücadele halini almış durumda. Bu mücadele doğalgaz özelinde ise Rusya’nın Avrupa piyasalarındaki mevcut dominant durumunu muhafaza etme, Avrupa’nın ise Rus gazına alternatifler üretme çabaları şeklinde devam etmekte. Doğal gaz piyasalarında gerilen bu ortama Rusya ve Battı Hattı’nda yaşanan teknik aksaklıklar da eklenince, ülkemize Ukrayna üzerinden akan Rus gazında 2014 yılının son döneminde kısıntılar yaşanmıştır. Kısıntıların yaşandığı dönemde havaların nispeten sıcak olması ülkemiz adına olası bir arz krizinin yaşanmasını engelledi. Ancak yaşanan bu olaylar ülkemizde arz güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda.   İleriki dönemlerde yaşanabilecek benzer arz kaynaklı problemlerin önlenmesi adına, ivedilikle alternatif çözüm önerilerini ve ilgili yol haritalarını oluşturmamız ülkemiz adına zorunluluk arz etmekte. Bu noktada, ülkemizde farklı arz kaynaklarından gelen gazların buluştuğu, bu gazların sadece iletiminin değil ticaretinin de yapıldığı bir “ticari hub” kurulması ayrı bir önem kazanmıştır. Avrupa örneklerinde olduğu gibi doğru kurgulanmış ve sağlıklı bir şekilde işleyen böyle bir “ticari hub” oluşumunun ülkemiz adına muhtemel faydaları arasında arz güvenliği, rekabetçi ithalat fiyatları, artan likidite, yeni ithalat olanakları, dengeleme kolaylıkları ve diğer ülke sistemlerine entegrasyon ile birlikte uluslararası ticari ilişkilerin güçlenmesi sayılabilir.
 
Avrupa piyasa düzenleyicileri birliği olan ACER’ın Gas Target Model (GTM)1 kriterlerinde detaylandırıldığı üzere, sağlıklı işleyecek bir ticari hub oluşumu için yıllık 20 bcm’den büyük pazar büyüklüğü olması, churn rate’in (el değiştirme oranı) en az 8 olması, en az üç farklı tedarikçi bulunması önemli ön şartlar olarak özetlenmekte. Ülkemiz mevcutta bu ön koşulların önemli bir kısmını karşılayabiliyor durumda. Nitekim tüketim hacmimizin büyüklüğü (2014 yılında 48 bcm)2 , tüketim artışındaki potansiyelimiz, tedarik çeşitliliğimiz (ithalatçı sayısı ve ülkeye gaz giriş noktaları), taşıtan sayımız, mevcut ve yapılması planlanan LNG ve depolama alt yapısı ve her geçen gün artan piyasa faaliyetleri hub oluşumu adına gerekli market yapısına sahip olduğumuzu teyit etmekte. Daha da önemlisi başta Azerbaycan olmak üzere Kuzey Irak, İran, Rusya ve hatta Doğu Akdeniz havzasından gelebilecek yeni kaynaklar arz anlamında çeşitliliğin artmasını sağlayarak ticaretin canlanmasına sebep verecek gibi durmakta. Bu anlamda en sıkıntılı olduğumuz husus ise churn rate (doğal gazın el değiştirme oranı). Ülkemiz doğal gaz piyasası tüketim hacminin büyüklüğü ile ters orantı teşkil eden talep-nominasyon-tedarik üçlüsü ile “basit market yapısı” ve “likit olmayan (illiquid) piyasa” olarak sınıflandırılmaktadır. Halen ülkemizde 1,65 civarında olan churn rate ancak piyasa serbestleşmesi adına gerekli adımların atılarak likiditenin arttırılmasıyla istenilen seviyeye gelecektir. Bu noktada hem iç hem uluslararası market derinliğimizi arttırma adına, son tüketiciler için uygulanan fiyat mekanizmasının maliyet esaslarını kapsayacak şekilde düzenlenmesi ve interkonnektörlerin verimli bir şekilde kullanımını sağlayacak mevzuat değişikliklerinin ve teknik yatırımların ivedilikle yapılması büyük önem arz etmektedir. Bunlara ek olarak, gaz piyasamızın Avrupa marketleri ile uyumunu ve bütünleşmesini sağlayacak ENTSO-g ile entegrasyon sürecinin bir an evvel hızlanması churn rate’ın artmasında büyük rol oynayacaktır.
 
Sağlıklı işleyecek bir ticari hub oluşumu önünde engel teşkil edebilecek bir diğer konu ise ülkemizin mevcut depolama kapasitesi. Arbitrajda, günlük ve olağan dışı arz/talep dengesizliklerini dengelemede ve gerekli sistem basıncını sağlamada kritik rol oynayan depolar ticari hub’ların işlevselliğinde çok önemli bir role sahiptirler. Her ne kadar depolama kapasitesinin arttırılmasına yönelik çalışmalar halen devam etse de ülkemizin jeolojik oluşumlarının göreceli elverişsizliği ve fiyatlandırma mekanizmalarındaki yetersizlikler bu çalışmaların hız kazanmasını engellemekteler. Bu probleme en kısa çözüm –ülke içinde kurulması elzem olan stratejik depolama faaliyetlerini bir tarafa ayırarak- interkonnektör bağlantılarının efektif bir şekilde kullanılması ile sağlanabilir. Özellikle interkonnektörler vasıtasıyla sağlanacak çift taraflı akış ile birlikte, ülkemizin hat bağlantısı olan komşu bölge ülkelerdeki depolardan da faydalanabilmesinin önü açılacaktır. Bu yolla örneğin Romanya’da 8 tesiste toplamda 3,1 bcm depolama kapasitesi –(4,27 mcm geri üretim, 30,27 mcm enjeksiyon kapasiteli)3 operasyonel olarak kullanıma çok kısa sürede açılabilir.
 
Kurulacak ticari bir hub sadece ülkemizin arz güvenliğine katkı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda ülkemizin öncelikli enerji hedefleri arasında yer alan, pazarımızın Avrupa’ya entegrasyonuna imkân verecektir. Şekil 1.4’de de görüldüğü üzere, Avrupa’nın hedef modelinde Türkiye Güneydoğu Avrupa Bölgesi’ndeki (SEE) ülkeler ile birlikte bir grup oluşturmaktadır. 48 bcm tüketim kapasitesi ile diğer komşularına göre -Azerbaycan (8,6 bcm), Bulgaristan(2,6 bcm), Romanya (12,5 bcm) , Ukrayna (45 bcm), Yunanistan(4,1 bcm)- 5 daha büyük bir pazar olan Türkiye, kurulacak bir ticari hub ile birlikte bölgede doğal gaz ticaretinde merkezi bir rol oynayacaktır. Ayrıca, 2018’de gaz akışının başlaması planlanan Şah Deniz II projesinin alt kırılışları olan South Caucasus Pipeline (SCPx), Trans Anatolian Natural Gas Pipeline (TANAP), Trans Adriatic Pipeline (TAP) projelerinin, Azeri doğal gazını Gürcistan-Türkiye-Yunanistan-Arnavutluk-İtalya üzerinden taşıyarak bölge ülkelerini birbirine bağlayacak olması, ülkemizin merkezi rolünü daha da güçlendirecektir (Şekil 2). Bunlara ek olarak Bulgaristan, Romanya, Moldova’daki interkonnektör çalışmalarının tamamlanması ve diğer Balkan ülkelerinin de doğal gaz taleplerini artması ile birlikte bölge de her geçen gün büyüyecek olan pazarda ülkemizde kurulacak ticari bir hub kilit roller üstlenecektir.
 
Hub Oluşumu için Alternatif Avrupa Merkezleri
 
Daha evvel de detaylandırdığımız üzere, birçok faydalar ve fırsatlar sunabilecek böyle bir ticari hub’un kuruluşu için tek hevesli ülke elbette biz değiliz. Bu noktada Yunanistan, İtalya ve her ne kadar merkez Avrupa’da bulunsa da Güneydoğu Avrupa’ya dair ticari iştahı ile bilinen Avusturya başlıca rakiplerimiz olarak sıralanabilir.
 
Yunanistan 4,5-5 bcm’lik yıllık pazar büyüklüğü olmasına rağmen Avrupa Birliği’nin desteği ile ciddi rakiplerimiz arasında yer almakta. Shell Gas ve ENI’nin dağıtım şirketi DEPA’nın hissedarı olmasının yanında, SOCAR’ın 2013 yılında Yunan doğal gaz operatörü DESFA’nın yüzde 66 hissesini alması ülkeye olan talebi göstermektedir. Ülke ekonomisinin kronikleşen sağlıksız durumuna ve pazar büyüklüğünün ülkemizin yaklaşık onda birine denk geliyor olmasına rağmen AB’nin desteği ve ısrarcı davranması durumunda Türkiye’ye rakip olabilme potansiyeline sahiptir.
 
İtalya yıllık 70-80 bcm doğal gaz tüketimi, yaklaşık 16 bcm depolama kapasitesi, coğrafi konumu ve ekonomik gücü ile potansiyel hub bölgesidir. 2008 yılından beri yaşadığı ekonomik sorunlardan ötürü yıllık tüketiminde düşüşler yaşanmaktadır.  Elektrik üretiminde doğal gazın yüzde 46 olan payının6 hidro, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerjiye yapılacak yeni yatırımlarla düşüşe geçeceği öngörülmekte. Buna rağmen ülkenin yıllık tüketiminin 80 bcm civarında seyredeceği tahmin edilmektedir. İtalya, çeşitli tedarik seçeneklerine sahip olmasının yanında sağlayabileceği siyasi ve politik destekler ile birlikte Türkiye’nin en ciddi rakibi olarak durmakta.
 
Avusturya, Central European Gas Hub’ın (CEGH) gaz transit yollarındaki stratejik lokasyonu ve sahip olduğu depolama tesisleri ile kendini Avrupa gaz piyasasında doğal merkez olarak görmektedir. Türkiye’nin içinde bulunduğu Güneydoğu Avrupa’da da hâkim pozisyona geçmek için çaba gösterildiğini çeşitli makale, haber ve sunumlardan takip edebiliyoruz. Nitekim 2013 Haziran ayında Şahdeniz Konsorsiyumu’nun vermiş olduğu kararla tamamen rafa kaldırılan Nabucco boru hattı projesi bu gayretlerin neticesiydi. Her ne kadar son dönemde avantaj kaybetmiş olsa da, sahip olduğu tecrübe Avusturya’yı yeni bir hub oluşumunda ülkemizin olası güçlü rakipleri arasında kılıyor.
 
Özetle ülkemiz doğal gaz piyasalarında son dönemde yaşanan konjonktürel gelişmelerle birlikte, hem uzun vadeli arz güvenliğimizin sağlanması adına hem de uluslararası arenada sözü geçen bir oyuncu olma adına önemli bir dönemeçte. Öteden beri dillendirdiğimiz jeopolitik avantajımızı doğru kurgulayabileceğimiz bir “ticari hub” ile ekonomik faydaya dönüştürme fırsatı belki de ilk kez bu denli ciddi olarak bulunmakta. Kanun yapıcısından son tüketicisine kadar bütün oyuncuları ile doğal gaz piyasamıza düşen görev bu tarihi fırsatı değerlendirme adına doğru hamleleri, istikrarlı bir şekilde, daha da önemlisi ivedilikle atmak. Zira bu fırsatın farkında olan ve değerlendirmek isteyen rakip ülkeler, ülkemize kıyasen sahip oldukları onca dezavantaja rağmen, her türlü çabayı gösterme kararlığındalar. Gelecek nesillerimizin “Gaz akar Türk bakar” dememesi temennisiyle…
 
Kaynakça
 
1 2nd Acer GTM workshop 2014
2 http://enerjienstitusu.com/2015/01/12/bakan-yildiz-bu-yil-51-milyar-metrekup-dogalgaz-kullanmayi-ongoruyoruz/
3 GSE Storage Map Data July 2014
4 http://www.acer.europa.eu/Media/Events/3rd-Gas-Target-Model-Stakeholders-Workshop/
5 BP statistical review of World energy 2014 natural gas
6 The Outlook for Natural Gas Demand in Europe, June 2014
 
Yer verilen görüşler tamamıyla yazara ait olup, gazetemiz açısından bağlayıcı değildir.


Bu haber 3045 kez okunmuştur


Toplam 2 yorum
Çok güzel bir yazı olmuş Ömer Bey hub kavramının önemini bütünüyle açıklamış
Burak Telak / 08 Haziran 2015 17:09:00
Günümüz enerji piyasasına objektif bir bakışla faydalı bir yazı olmuş. Tebrikler Ömer Bey.
Resul Turbindir / 08 Haziran 2015 16:25:41








Köşe Yazarları