IMKB : 108.153 / -0,82 $ : 3,83 / -0,13 : 4,51 / 0,05 Altın : 153,90 / 0,01





Paris sonrasında enerjimiz
24 Aralık 2015 09:39


Filiz Karaosmanoğlu
filiz.karaosmanoglu@petroturk.com
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı (COP21) sonunda, 12 Aralık 2015 günü anlaşma oybirliği ile kabul edilerek taslak rapor açıklandı. Bu anlaşma ile küresel ortalama sıcaklık artış sınırının 1,5-2,0oC ile sınırlandırılması, ulusal hedef ve planların beş yılda bir gözden geçirilmesi, gelişmekte olan ülkelere her yıl en az 100 milyar dolar finans sağlanması, düşük karbon ekonomilerinin desteklenmesi öne çıkan sonuçlar oldu.

PAYLAŞ : Share/Bookmark
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı (COP21) sonunda, 12 Aralık 2015 günü anlaşma oybirliği ile kabul edilerek taslak rapor açıklandı. Bu anlaşma ile küresel ortalama sıcaklık artış sınırının 1,5-2,0oC ile sınırlandırılması, ulusal hedef ve planların beş yılda bir gözden geçirilmesi, gelişmekte olan ülkelere her yıl en az 100 milyar dolar finans sağlanması, düşük karbon ekonomilerinin desteklenmesi öne çıkan sonuçlar oldu.
 
Karbon azaltım hedeflerine iki ayrı yönden bakış mevcut
 
Anlaşma sonucuna, özellikle karbon azaltım hedeflerine iki ayrı yönden bakış mevcut. “İlk kez uzlaşma tam. Hedefler belli. Yapabiliriz. Haydi hep beraber başlayalım, düşük karbon ekonomisinde ilerleyelim” deniyor. Buna karşın, sonuçları gerçekçi bulmayanlar, tüm ülkelerin karbon azaltımını gerçekleştirmesi mümkün değil görüşünü savunanlar da var. “Zaten bugüne kadar olan oldu. AB ülkeleri, ABD ve Çin emisyonların yarısından fazlasını yaydı” deniyor. 
 
Mavi gezegenin artık insanoğlunun refah ve konforunun bedelini ödeyecek hali yok
 
Bu ikilemi bir yana bırakalım. Paris’te adeta bir iklim imecesi oldu. Küresel bir niyet ile heves var. Her ülke karınca kararınca bile iklimle mücadeleye başlasa, devler de uğraşsa ne güzel olacak. Çünkü bu güzelim mavi gezegenin artık insanoğlunun refah ve konforunun bedelini ödeyecek hali yok. İklimler değişiyor. Hadi bu konuda da karşı görüşe yer verelim. İklim için olan biten yerkürenin doğası. Milyonlarca yıllık bir çevrim. İnsanoğlu sebep değil, müdahale de edemez diyorlar. 
 
Savaşlar hidrokarbon kaynaklar için çıktı
 
Kim ne derse desin, inansın, inanmasın, artık yeni bir yolda yürüyeceğiz. Yeni bir iklim rejimi olacak. Karbonu yöneteceğiz. Zaten her şey karbonu, hidrokarbonları yönetirken bizim yaşamımızı kaliteli kılmıyor mu?  Şöyle bulunduğunuz yerde etrafınıza bir bakınız. Odada ya da bir taşıtta. Bilebilirsiniz ya da bilmezsiniz, lakin nerdeyse hepsi önümüze, kullanımımıza kömür, petrol ve doğalgazdan başlayarak geliyor. Devasa endüstriler bizim için yüzyılı aşkındır üretiyor. Biz de tüketiyoruz. Savaşlar da ne için? Hidrokarbon kaynakları için.
 
Enerjiyi yönetmek karbonu yönetmenin en büyük faslı
 
Malumunuz bu bağlamda enerji iki yerde sorumlu. Enerjiyi kaynaktan son kullanıma üretirken ve de evde, yolda, sanayide tüketirken. Bu nedenle enerjiyi yönetmek karbonu yönetmenin en büyük faslı. Enerji karbonu yönetmenin ve üst başlığında da sürdürülebilir üretim-tüketim-hizmetin itici gücü. Bu nedenle sera gazı salımlarını azaltırken, tüm enerji kaynaklarını gelecekte de daim kılmayı, sürdürülebilir kılmayı başarmış oluruz.
 
Hepimize, her bir firmaya görev düşmektedir
 
Ülkemizde toplam sera gazı salımlarının yaklaşık yarısını oluşturan elektrik ve buhar üretimi ile enerji yoğun sektörler olan çimento, demir-çelik, rafineri, seramik, kireç, kâğıt, cam gibi sektörler için “Sera Gazı Emisyonları Takibi” ilgili yönetmelikle yapılmaktadır. Ulusal sera gazı emisyonları T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü İklim Değişikliği Dairesi Başkanlığı Sera Gazlarının İzlenmesi ve Emisyon Ticareti Şube Müdürlüğü’nün görev alanıdır. Sera gazı emisyonlarını belirlemeye ve sonrasında azaltmaya, karbon ayak izini düşürmeye karar verme bir yönetim stratejisidir. Hepimize, her bir firmaya görev düşmektedir.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Fatma Güldemet Sarı’nın Paris COP21 Üst Düzey Oturum konuşmasında bildirdiği üzere, Türkiye “Ortak Fakat Farklılaştırılmış Sorumluluklar İlkesinin Korunması Gerek” söylemi ile hızla kalkınan bir ülke olarak yüksek emisyon azaltım potansiyeline sahip. 
 
Sera gazı salınımını yüzde 21 azaltma hedefine ulaşmak için enerji sektöründen seferberlik bekliyoruz
 
Emisyon azaltım için Yeşil İklim Fonu ve teknoloji desteklerinden yararlanmak isteyen ülkemiz için firmaların “Türkiye İklim Değişikliği İle Mücadele 2030 Yol Haritası” kapsamında kendilerine düşeni yapmak üzere duruş almaları, mücadelenin, iklim değişikliğine karşı imecenin öğesi olmaları şarttır. Türkiye 2030 yılına dek sera gazı salınımlarını %21 oranında azaltma hedefini 30 Eylül 2015 tarihinde BMİDÇS Sekreteryasına sundu. Bu hedefe ulaşmak için enerji sektörümüzden seferberlik bekliyoruz.
 
2016 yılı enerji için hiç kolay olmayacak
 
Öngörülerin çoğunda 2016 yılının enerji için hiç kolay olmayacağı bildiriliyor. Zor günler geliyor. Bu süreçte karbon yönetimini, düşük karbon ekonomisini konuşmak, görüşmek üzere sizleri 14-15 Nisan 2016 tarihlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde, İTÜ ARI Teknokent ve İTÜNOVA Teknoloji Transfer Ofisi desteğinde gerçekleştireceğimiz, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) olarak düzenlediğimiz ve Enerji Petrol Gaz ile Gas&Power gazetelerimizin de basın desteği verdiği III. İstanbul Karbon Zirvesi’ne katılıma ve Düşük Karbon Kahramanı Ödülü’müze başvurmaya davet etmek isterim. 
 
Enerji sektörümüzde mükemmel düşük karbon ekonomisi başarıları, sürdürülebilirlik yönetimi örnekleri, teknik ve sosyal projeler var. Biliyoruz. İzlemek gurur veriyor. Buyurunuz. SÜT-D yeşil sivil gücü olarak “Marifet iltifata tabidir” diyoruz ve bekliyoruz. Başımızın üstünde yeriniz var.
Enerjinize ve çevrenize iyi bakınız değerli okuyucularım.


Bu haber 13866 kez okunmuştur


Bu habere henüz yorum yazılmamış

İlk yorum yazan siz olun!








Köşe Yazarları