IMKB : 1.061 / 2,61 $ : 7,21 / -0,48 : 8,49 / -1,24 Altın : 477,16 / -0,66





Ortalık yine karıştı
24 Şubat 2016 09:38


Selim Şiper
Petrol fiyatlarının hiçbir kimsenin öngöremediği seviyelere düşmesinin ardından, yaşadığı şoku anca üstünden atabilen piyasalar yeni senaryolar üretmeye, yeni ümit çıpaları atmaya ve ortalığı karıştırıp havayı puslandırmaya başladı…

PAYLAŞ : Share/Bookmark
Petrol fiyatlarının hiçbir kimsenin öngöremediği seviyelere düşmesinin ardından, yaşadığı şoku anca üstünden atabilen piyasalar yeni senaryolar üretmeye, yeni ümit çıpaları atmaya ve ortalığı karıştırıp havayı puslandırmaya başladı… Neymiş? Petrol fiyatlarının bu seviyelere düşmesi dünyada beklenen ekonomik büyümeyi arttırmıyormuş, cebinde para artan tüketiciler, petrol harcamalarından artan parayı tüketime değil, tasarrufa kullanıyormuş, petrol üreticilerinin gelirleri azalınca bütün borsalar çökmüş, petrol üreticisi ülkelerde finansal ve sosyal sıkıntılar başgöstermeye başlamış, mış, mış, mış…. 

BEKLENTİLER 2017’YE YÖNELTİLDİ
Neymiş ? Demek ki petrol fiyatlarının bu kadar da düşmesi iyi değilmiş… Evet maalesef bu fütursuz tezler üretildi ve pompalanmaya başlandı. İyi haber: petrol fiyatlarının yükselmesini destekleyenler (hoş, bu tür ilgi sahiplerinin petrol fiyatının ne mertebede olduğuyla alakası yoktur; onlar için mühim olan ve arzu edilen fiyatların ve eğilimin öngörülememesi, mümkün olduğunca esnek, oynak, zikzak olmasıdır) bile 2016 yılında 40 doların üstünde bir hareket beklemediklerini ve artış beklentilerini 2017’ye ötelemiş olduklarını ifade etmekteler. 

İRAN TANKERLERİNİN 50 MİLYON VARİL HAM PETROL TAŞIDIKLARI DÜŞÜNÜLÜYOR
Son günlerin gelişmelerine baktığımızda İran’a uygulanan ambargonun kalkması nedeniyle, İran’ın eski rolüne dönmeye çalışması ana hareket ve heyecan unsuru gibi görünmekte. Daha ambargo kalkmadan, sadece görüşmeler devam ederken bile İran’ın petrol dolu tankerleri İran Körfezi’nde hareket emri beklemekteydiler. Bu tankerlerin toplamında 50 milyon varil ham petrol taşıdıkları düşünülmekte. Bu beklenti neticesinde Brent ve WTI 2003 yılından bu yana en düşük seviyeleri olan 27 Dolarlara kadar geri çekildiler.

Oysa daha 2 yıl önce 120 dolarlık petrol fiyatları normal addedilmekteydi. Başta Çin olmak üzere kalkınan ekonomilerdeki talep, fiyatları yukarılara çekti ve o günlere kadar kaale alınmayan kaynaklara bile yatırım yapılmaya başlandı. Özellikle ABD’deki kaya gazı / kaya petrolü furyası piyasalara son beş yılda ortalama olarak günlük 4 milyon varil yeni giriş sağladı ve toplam dünya ham petrol üretiminin yüzde 5’ine ulaştı. Kalkınan ekonomilerin biraz tökezlemesi, enerji verimliliği yüksek teknolojilerin tüketimi ve talebi azaltması ise kısa bir süre içinde arz ve stok fazlalığına sebep oldu. 
2015 yılı içinde dünya ham petrol üretiminin ortalama gün başına 96,3 milyon varil olduğu tahmin edilmekte. Oysa tüketimin günde sadece 94,5 milyon varil olduğu düşünülürse; fiyatların iflah olmaz biçimde aşağıya doğru kaydığı 2015 yılının her günü ortalama 1,8 milyon varil stoğa gitmiş demektir. Bu stoklar halihazırda çeşitli tankerler üstünde “yüzer stok” olarak bir yerlerde bekletilmektedir. Stok kapasitesi elde etmek için düşük vasıflı likitler, bırakın kar etmeyi, başabaş çıkmayı; üste para verilerek elden çıkartılmakta, yerlerine daha yüksek evsafta ürün stoklanmaktadır. 

GERİLERDE KALMIŞ REKABET YÖNTEMLERİYLE REKABETE DEVAM
Artan stoklar petrol üreticilerinin kabusu haline gelmiş durumda. Başta Suudi Arabistan olmak üzere OPEC ülkeleri, üretimlerini azaltmamakla; maliyeti daha yüksek, konvansiyonel olmayan kaynakları kullanan üreticileri dize getirmeye çalıştılar. Evet, fiyat düşmesi, bu tür kaynaklara yöneleceği duyurulmuş yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırımları sıfıra indirdi ama fiyatlar yükselmedi. Bir de şimdi İran çıktı ortaya. İran’ın devreye girmesi demek günde yarım milyon varil daha ürünün zuhur etmesi demek… Bütün bu faktörlerin daha da yıkıcı bir etkisi olabileceğini sezen petrol üreticileri, kendilerini garantiye almak için bir şeyler yapmaları gerektiğinin farkına varıp, konuşma kararı aldılar. Katar, Rusya, Suudi Arabistan ve Venezuela’nın bir araya geleceğinin duyulması bile ham petrol fiyatlarını bir günde yüzde 10’un üzerinde arttırdı ve 36 dolarlara taşıdı. Çıkan karar pek de etkileyici görülmediğinden aynı gün tekrar eski seviyelere döndürdü. Alınan karar petrol arzının Ocak 2016 seviyesinde tutulması idi… Oysa ki bu arz miktarı bile her gün stoğa yazan bir üretim. Yani üretici cephesinde yeni birşey yok… Çok gerilerde kalmış rekabet yöntemleriyle rekabete devam. 

SUUDİ ARABİSTAN BÜTÇE AÇIĞI VERİYOR
Çağdışı kalmış rekabet yöntemi; kendi maliyetinden daha yüksek maliyetle aynı işi yapanları pazar dışına itmek için, üretimi arttırıp, fiyatı acıtacak seviyelere çekmektir. OPEC üyeleri bunu seksenli yıllarda birkaç kez denediler. O zaman yeni devreye giren Kuzey Denizi petrollerini üreten Norveç, Büyük Britanya gibi ülkelere haddini bildirip, gözlerini korkutmak için fiyat kırdılar, başaramadılar, kendileri Brent’i benchmark olarak kullanmaya başladılar. Daha sonraları OPEC dışı ülkeleri dize getirmek, onlara pazar payı vermemek için yine aynı yöntemi denediler, birbirlerini daha da vurdular. Son zamanlarda özellikle Amerikalı kaya petrolü üreticilerine ders vermek istediler, sonuç meydanda. Suudi Arabistan bütçe açığı veriyor, Rusya kamu harcamalarını yüzde 10 daha kesti… 

ANINDA TEPKİ ANCAK KISITLI ÖLÇEKTE VERİLEBİLİYOR
2015 yılı ortalarından itibaren ABD’deki kaya petrolü üreticileri yaklaşık günde 400 bin varil üretimi, fiyatların düşmesine tepki olarak devre dışı bıraktılar. Ancak Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre 2015 yılında ABD günde 900 bin varil üretim artışıyla şampiyon oldu. Çağdışı rekabete kalkışanların umduklarını bulamamalarının bir başka sebebi burada yatıyor. Petrol piyasalarında anında tepki ancak kısıtlı ölçekte verilebiliyor. Bazı diğer tedbirler belirli bir zaman ve süreç içinde alınabiliyor. Mesela Economist’e göre Amerika’da  geçen yıl yapılan sondaj miktarı yüzde 60 azaldı. Fakat sondaj sonrası “fracking” uygulaması ile üretime geçen üretim kuyusu sayısında artış oldu ve üretim arttı. Sondaj azalmasının etkisiyle meydana gelebilecek istihsal azalması daha yıllar alabilecek. Zaten geleneksel yöntemlerden başka iş yapma biçimlerini bilmeyenler, modern dünyanın ve gelişen pazarın tüm imkanlarını kullananlara karşı pek şanslı görülmüyorlar. Ellerinde bir tek fiyat ve üretim maliyeti düşüklüğü ( o da kazanılmış, uğraşılmış değil, hasbelkader Allah’ın Lutfu) silahı olanlara karşı, beğenmediğin kaya petrolü üreticisi çoktan “hedge” etti, kaybını minimize etti, teknoloji ve innovasyonu kullanıp, maliyetlerini inanılmaz ölçüde azalttı.

Sadece petrol sektörü içinden neşet eden dinamikler etkili olacak olsa bu gidişatta petrol fiyatlarının heyecanlı bir tırmanış yaşaması uzak ihtimal gibi görünüyorsa da bir de madalyonun öbür yüzü, yani petrol sektörüyle değil, finans sektörüyle ilgili tarafı var… Bu kesim, Kasım ayından bu yana yaşanan borsa çöküşlerini, artan finansal kırılganlığı petrol fiyatlarındaki düşüklüğe bağlamaya başladı. Avrupa ve Amerika’daki düşük faizler 2009 sonrasında yatırımcıları bizim gibi büyüyen, gelişen pazar ve piyasalara yönellti, rahat temin edilen bir kredi balonu oluşturdu. 

ÇABUK YÜKSELEN BORÇ MİKTARLARI ENİNDE SONUNDA SORUN YARATIR
2008-2014 arasında Türkiye de dahil olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerin özel sektör borçları toplam gayrısafi hasılanın yüzde 50’sinden, yüzde 80 boyutuna yöneldi. Oysa bilinen ders şudur; çabuk yükselen borç miktarları eninde sonunda sorun yaratır. Tüm bu ülkelerde borçlanmanın çoğu inşaat sektörü tarafından gerçekleştirildi. Bu sektörü enerji izledi. Kaynağı olmayan ülkeler elektrik üretimine, kaynağı olanlar petrol üretimine para yatırdılar. Şimdi düşük seyreden petrol fiyatları geri ödeme planlarını tehlikeye atmış durumda ve projelerin ekonomik fizibilitesi kadük olmuş vaziyette. Acaba finans piyasaları kendini kurtarmak için petrol fiyatlarını manipüle eder mi? Göreceğiz…
 
PETROL ÜRETİCİ ÜLKELER DİK BİR YOKUŞUN BAŞINDA
Şu an için somut olan şey; petrol üretici ülkeler dik bir yokuşun başındalar… Yıllardır yaşadıkları lüks, yaptıkları “hovardalık” son buldu. Buna mukabil kaynak sahibi olmayan ülkelerin aklı başında olanları düşük petrol fiyatlarını çok iyi kullanıp, pek çok şeyi düzelltiler. Hindistan ve Güney Kore, subvansiyon derdinden kurtuldu! Hindistan geçen yıl büyüme oranı olarak en ön sıraya yükseldi! Çin ise daha da temkinli bir tedbire başvurdu. Tüketici fiaytlarını minimum 40 dolarlık bir fiyattan tespit edeceğini, pompa fiyatlarının daha da düşmesine izin vermeyeceğini açıkladı. Bu suretle hem bir fon yaratmış oluyor, hem de ucuz fiyat nedeniyle tüketim artışının önüne geçmiş oluyor. Tüketimi arttırmamakla tüketicilerin alışkanlıklarının değişmesine imkan vermiyor. Eğer alışkanlıklar daha fazla petrol tüketimi yönünde gelişirse, petrol fiyatı yükseldiğinde kısılmak zorunda kalır ve sosyal infiale sebebiyet verir. Yani sigaraya alıştırılanın, sigara olmayınca yoksunluk çekmesi gibi. 
Son söz  Petrolun bu fiyatına alışıp, temkini elden bırakmamak lazım .

 



Bu haber 2061 kez okunmuştur


Bu habere henüz yorum yazılmamış

İlk yorum yazan siz olun!








Köşe Yazarları