IMKB : 93.225 / 0,91 $ : 6,76 / 0,07 : 7,35 / -0,18 Altın : 358,71 / 0,11





Yeni Petrol Kanunu'nun hazırlanma süreci bize ne anlatıyor?
10 Ocak 2013 09:25


Altan Kolbay
altan.kolbay@petform.org.tr
Her şey, geçtiğimiz yıl Mart ayında Antalya’da gerçekleştirilen ‘Petrol Arama Üretim Sektörü 1.İstişare Toplantısı’ ile başladı. Bu toplantıyı ‘tarihi’ kılan üç önemli özelliği vardı.

PAYLAŞ : Share/Bookmark

Müteakip iki yazımda sizlere, 21 Aralık’ta Başbakanlık tarafından TBMM’ye gönderilen yeni Türk Petrol Kanunu tasarısının içeriğine ilişkin detaylı bilgi vermeye çalışacağım. Ancak kanunun ne gibi yenilikler getirdiği hususuna girmeden önce kaseti 10 ay öncesine sarıp, yeni kanunun hazırlanma sürecinin başına gitmek istiyorum. Zira bu süreçte yaşananlar, sadece kanunun içeriğine dair önemli ipuçları vermekle kalmıyor, aynı zamanda enerji sektöründeki diğer birçok mevzuat değişikliğinde örnek alınması gerektiğine inandığım nitelikler taşıyor.   

Her şey, geçtiğimiz yıl Mart ayında Antalya’da gerçekleştirilen ‘Petrol Arama Üretim Sektörü 1.İstişare Toplantısı’ ile başladı. Bu toplantıyı ‘tarihi’ kılan üç önemli özelliği vardı: 
 
1. Katılımın Kapsayıcılığı: Türkiye Cumhuriyeti tarihinde arama – üretim sektörünün tüm paydaşlarını aynı masa etrafında bir araya getiren bir toplantı ilk kez gerçekleştiriliyordu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (PİGM), TPAO ve TPIC de dahil olmak üzere Türkiye’de halihazırda faaliyet gösteren ve yatırım yapmayı planlayan tüm arama – üretim şirketleri, sektördeki tüm sivil toplum kuruluşları, özetle sektörün tüm paydaşlarından toplam 130 üst düzey temsilci toplantıda hazır bulunuyordu.
 
2. Formatı: Toplantı, formatı itibariyle de yepyeni bir döneme girdiğimizin işaretiydi. Toplantı Bakanlık himayesinde, PİGM ev sahipliğinde gerçekleştiriliyordu; ancak toplantının tüm organizasyonu bizzat sektördeydi. Sayın Bakanımız ve Bakan Yardımcımız başta olmak üzere Bakanlık yönetiminin toplantının daha ilk anlarından itibaren duruşu çok netti: Bakanlık, konuşmaya değil, dinlemeye gelmişti. Nitekim öyle de oldu. Sektör, sabahtan akşamın geç saatlerine kadar teker teker söz alarak tüm sorunlarını dile getirdi, tabii ki bununla da kalmadı, yapıcı çözüm önerilerini de paylaştı. Bakanlık ve PİGM yönetimi de, sektör temsilcilerini çok dikkatli bir şekilde dinledi, notlarını aldı ve toplantıyı müteakip adım adım hayata geçirmeye başladı. Yani toplantı, Türkiye’de çok da alışık olunmayan bir tarzda, tüm tarafların eşit bir şekilde masanın etrafında yerini aldığı, görüşlerini özgürce ama yapıcı bir tonda dile getirdiği şekilde (yani tam bir ‘beyin fırtınası’ havasında) gerçekleşti.  
 
3. Somut Sonuçları: Toplantı, çıktıları itibariyle de memleket genelindeki toplantı geleneğinden gayet farklı bir noktada durmayı başardı. Zira sektör temsilcileri, toplantı boyunca dile getirdikleri sorunların çözümü için hep aynı adresi gösteriyordu: Petrol Kanunu. Mevcut kanun, 1954 yılında, yani bundan tam 58 yıl önce yürürlüğe girmişti ve sektördeki sorunların çözümünde yetersiz kalıyordu. Enerji gibi dünyanın en hızlı, en dinamik sektöründe, dünyanın muhtemelen en eski petrol mevzuatına sahip olma başarısı(!), sektördeki gerçek başarıların önünde duruyordu. Tüm temsilcilerin görüşlerini teker teker dinleyen Bakanımız, toplantının kapanışında yeni kanun için hemen ertesi gün çalışmalara başlanması talimatını verdi. Tam da dediği gibi, hemen ertesi günü, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren bir ‘Petrol Kanunu Çalışma Grubu’ oluşturuldu. Yani toplantıda ‘laf’ değil, ‘somut çözüm önerileri’ üretildi, sonuçta da bu önerilerin mevzuata eklenmesi için bir çalışma grubu kuruldu. Bu çalışma grubunda 8 kurum yer alıyordu: 
 
• Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB)
• Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (PİGM) 
• Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)
• Petrol Platformu Derneği (PETFORM)
• TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası (JFMO)
• TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO)
• TMMOB Petrol Mühendisleri Odası (PMO)
• Türkiye Petrol Jeologları Derneği (TPJD)
 
Çalışma grubu, Petrol İşleri Genel Müdürü Sayın Selami İncedalcı’nın başkanlığında tam 1 hafta boyunca geceli gündüzlü çalıştı. O hafta tam anlamıyla PİGM’de yatıp kalktık diyebilirim. Şunu bir kez daha büyük bir takdirle ifade etmek isterim ki, çalışma grubundaki tüm temsilciler çok yapıcı bir şekilde görüşlerini paylaştı, herkes birbirini dinledi, anlamaya çalıştı, anlaşamadığı noktalarda uzlaşmak için de azami çabayı gösterdi. Ben şimdiye kadar çok az platformda bu kadar sağlıklı bir tartışma ortamına şahit olduğumu söyleyebilirim. Nihayetinde çalışma grubu, bir kanun taslağı önerisi ortaya çıkardı. Şimdi bu taslağa ilişkin 3 önemli hususu vurgulamak istiyorum: 
 
1. Bakanlığın Paylaşımcı Duruşu: Her şeyden önce Bakanlığın hakkını teslim etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Açık konuşalım: Hükümet, bir kanun taslağı hazırlayıp TPAO’nun, özel sektörün, derneklerin önüne koyabilir, sonra da gelen görüşleri çok fazla dikkate almadan Meclis’e indirip bir gecede de geçirebilirdi. Ama bunu yapmadı, yapmadığı gibi, tam tersini yaptı. Bakanımız, Bakanlık yönetimini tam kadro beraberinde Antalya’ya getirdi, sabahtan gece yarısına kadar tüm şirketleri teker teker dinledi, sonunda da “sektörün sorunlarını sizler yaşıyor, çözümlerini de en iyi sizler biliyorsunuz; sektörün tüm paydaşları bir araya gelip bir çalışma grubu oluşturun, yatırımcının önünü açacak bir kanun taslağı hazırlayın, ben de onu Bakanlar Kurulu’na götüreceğim” dedi. Şimdi bundan daha yapıcı, daha paylaşımcı bir yöntem olabilir mi? Bakanımız sektöre tam anlamıyla bir ‘açık çek’ vermiş ve sonrasında da verdiği sözü tutarak sektörün hazırladığı tasarının özüne hiç dokunmadan Bakanlar Kurulu’na götürmüş, hatta 16 Nisan tarihli Bakanlar Kurulu’nda kanun tasarısına ilişkin olarak bizzat sunum yapmıştır. 
 
2. Sektörün Uzlaşmacı Tavrı: Arama – üretim sektörü, Bakanımızın verdiği açık çeki karşılıksız bırakmamış, ortaya tam bir ‘uzlaşı metni’ çıkarmıştır. Şimdi bu kanun önümüzdeki günlerde kamuoyunda tartışılmaya başlandığında (diğer her konuda olduğu gibi) siyasi kamplaşmalar üzerinden yaylım ateşleri açılacak, adım gibi eminim ki bu kanuna bin türlü isim takılacak. Şimdi siyasete hiç bulaşmamak adına bu isimlere örnek vermek istemiyorum. Ama okuyucu, hangi isimlerin takılacağını gayet kolaylıkla tahmin edecektir. Kimse kendini yormasın, ben bu kanuna en uygun ismi söyleyeyim: Bu kanun, kelimenin tam anlamıyla “sektörün kanunu”dur! Bakanlık, PİGM, TPAO, PETFORM, JFMO, JMO, PMO, TPJD, yani sektörün tüm paydaşlarının kanunun her bir cümlesi üzerinde %100 uzlaşısı vardır. (Çalışma grubunda tartışma konusu olan sadece iki husus vardı, onları da müteakip yazılarımda detaylı şekilde aktaracağım; onun haricindeki tüm maddelerde %100 uzlaşma sağlanmıştır). Kanunun eksikleri olabilir, gerek çalışma grubunda gerekse akabinde Bakanlıkta gözden kaçan ve kanuna eklenmesi uygun olacak hususlar olabilir, doğaldır. Nihayetinde mükemmel kanun yoktur, iyi kanun vardır. Ve bu kanun, iyi bir kanundur. Eksik kalan hususların da TBMM Enerji Komisyonu’ndaki görüşmeler esnasında kanuna ekleneceğine, kanunun çok daha iyi hale getirileceğine inanıyorum. Ben kendi adıma petrolün de bir “milli mesele” olduğuna ve tüm siyasi çekişmelerin üstünde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Umarım önümüzdeki süreçte tüm taraflar konuya bu bakış açısıyla yaklaşır ve bu kanunun sektörün uzlaşısıyla hazırlandığı gerçeğini görmezden gelmez. 
 
3. Kamuoyu Hassasiyetlerine Özen: Bu kanun hazırlanırken çalışma grubunda iki temel önceliğimiz vardı: Birincisi, ülkemizde arama – üretim yatırımlarının artırılmasını sağlayacak bir yasal altyapı hazırlamak, ikincisi de kamuoyu hassasiyetlerini gözetmek. Hatırlanacağı üzere 6 yıl önce tam da bugünlerde TBMM gündemine 5574 sayılı Türk Petrol Kanunu tasarısı gelmişti. O dönemde büyük tartışmalar yaratan kanun, Meclis’te onaylanmasına rağmen dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından 4 maddesi veto edilerek Meclis’e iade edilmişti. Ardından Enerji Komisyonu’nda yeniden görüşülen kanun, tartışmalar eşliğinde (bir daha hiç inmemek üzere) rafa kaldırılmıştı. Bu köşedeki birçok yazımda değindiğim için, bu tartışmalara tekrar girmek istemiyorum. Ancak kabul etmek gerekir ki o süreç, sektörün tüm paydaşları açısından çok öğretici oldu. Kamuoyu hassasiyetleri ve haklı eleştiriler görüldü ve tam anlamıyla özümsendi. Bu sayede o dönemde kamuoyunda tartışmaların odağında yer alan, nitekim akabinde Cumhurbaşkanımızın vetosuna neden olan hususların hiçbirisine yeni tasarıda yer verilmedi. Diğer bir deyişle yeni kanun, hâlihazırda yürürlükte olan 6326 sayılı kanundan da, 2007 yılında TBMM gündemine gelen 5574 sayılı kanun tasarısından da tamamen ama tamamen farklı bir kanundur ve kamuoyunun hassasiyetlerini gözeten bir kanundur. 
 
Önümüzdeki yazımdan itibaren yeni Petrol Kanunu tasarısının mevcut kanunla farklarını ortaya koymaya başlayacağım.
 


Bu haber 3434 kez okunmuştur


Bu habere henüz yorum yazılmamış

İlk yorum yazan siz olun!








Köşe Yazarları