IMKB : 117.741 / -0,56 $ : 6,86 / 0,03 : 7,81 / 0,28 Altın : 399,37 / 0,01





Yeni Petrol Kanunu ne getiriyor?
11 Şubat 2013 09:55


Altan Kolbay
altan.kolbay@petform.org.tr
Hatırlanacağı üzere son iki yazımda, 21 Aralık’ta TBMM’ye sevk edilen yeni Petrol Kanunu tasarısının hazırlanma sürecinde yaşananları paylaşmış, bu sürecin enerji sektöründeki diğer mevzuat değişikliklerinde de örnek alınabilecek şekilde paylaşımcı ve uzlaşmacı bir şekilde geçtiğini vurgulamıştım. Bu ve müteakip yazımda ise bu yeni kanun tasarısı ile hâlihazırda yürürlükte olan 6326 sayılı Petrol Kanunu arasındaki farkları özetlemeye çalışacağım.

PAYLAŞ : Share/Bookmark
Hatırlanacağı üzere son iki yazımda, 21 Aralık’ta TBMM’ye sevk edilen yeni Petrol Kanunu tasarısının hazırlanma sürecinde yaşananları paylaşmış, bu sürecin enerji sektöründeki diğer mevzuat değişikliklerinde de örnek alınabilecek şekilde paylaşımcı ve uzlaşmacı bir şekilde geçtiğini vurgulamıştım. Bu ve müteakip yazımda ise bu yeni kanun tasarısı ile hâlihazırda yürürlükte olan 6326 sayılı Petrol Kanunu arasındaki farkları özetlemeye çalışacağım. 
Öncelikle bir önceki yazımda bahsettiğim, kamuoyu hassasiyetlerini gözetme noktasına ilişkin detayları aktaralım: Hatırlanacağı üzere 2007 yılında TBMM gündemine gelen 5574 sayılı Türk Petrol Kanunu tasarısı, Meclis onayının ardından dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından 4 maddesi veto edilerek Meclis’e iade edilmişti. Bu maddeler nelerdi, kısaca hatırlayalım:
 
- 6 yıl önceki tasarıda “karalarda elde edilen devlet hissesinin %50’sinin, işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresine aktarılması” yönünde bir hüküm bulunuyordu. Bu madde, zaten daha o dönemde, Sayın Sezer’in vetosunun ardından TBMM Enerji Komisyonu’na geri gönderildiğinde tasarıdan çıkartılmıştı. Bugün TBMM’de olan yeni tasarı hazırlanırken bu madde hiçbir şekilde gündeme gelmedi bile. Dolayısıyla yeni tasarıda bu veya buna benzer herhangi bir hüküm bulunmuyor. 
 
- Hâlihazırda yürürlükte olan kanunun 2. maddesinde kanunun amaçları arasında “milli menfaatlere uygun olarak” şeklinde yer alan ibare, 6 yıl önceki taslakta yer almadığı için “milli menfaatleri gözetmediği” yönünde eleştirilere maruz kalmıştı. Tabii bu noktada, yasada milli menfaatler ifadesinin yer almamasının o yasanın milli menfaatleri korumadığı anlamına nasıl gelebileceği sorulabilir. Doğrudur, haklısınız, ama bu yönde hassasiyetler olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle mevcut kanundaki madde aynen korunarak yeni tasarıya aktarıldı. 
 
-  Mevcut Petrol Kanunu’nun 13. maddesinde, karalarda üretilen petrol ve doğalgazın %35’i, denizlerde üretilenlerin ise %45’inin ihraç edilebileceği, üretimin geri kalanının ise gerekli görülen durumlarda “memleket ihtiyacı” olarak piyasa fiyatından satın alınabileceği belirtiliyor. Bu maddenin 6 yıl önceki taslakta bulunmaması da veto nedenleri arasında yer almıştı. Bu noktada da, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde üretilen bütün petrol ve doğalgazın hiç yurtdışına ihraç edilmediği, zaten bunun fizibl olmadığı, Allah korusun savaş gibi bir durumda da devletin zaten seferberlik ilkeleri doğrultusunda her türlü hakkı olduğu gibi gerçekler göz önünde bulundurulabilir. Ancak yine de önümüzdeki yıllarda gerçekleşebilecek her türlü olasılığa karşı önlem alınması amacıyla, yeni tasarının 22. maddesine “ülke petrol arz güvenliği açısından ihtiyaç duyulan hallerde petrolün tamamı veya bir kısmının piyasa fiyatı üzerinden satın alınmasına ilişkin olarak Bakanlar Kurulu’na yetki verilmesine” ilişkin bir hüküm eklendi. Dikkatinizi çekmek isterim, mevcut kanundaki gibi kısmi bir paydan bahsedilmiyor, devletimiz ihtiyaç durumunda tamamını alabiliyor. 
 
- 2007 yılındaki veto gerekçelerinden sonuncusu, Kademeli Devlet Hissesi Modeli idi. Bu hüküm de yeni tasarıda kaldırılmış, yerine mevcut kanunda yer alan hüküm aynen korunmuştur. Buna göre, üretilen petrolün sekizde biri, diğer bir deyişle %12,5’u, Devlet Hissesi olarak devlete ödenmeye devam edecek. 
Özetle, 2007 yılında Sayın Sezer tarafından veto edilen 4 maddeden biri (zaten hiçbir şekilde tartışılmaya bile gerek görülmeden) taslakta yer almıyor, ikisi mevcut kanunda olduğu şekliyle korunuyor, bir tanesi de kapsamı genişletilerek korunuyor. Bunları açıkladıktan sonra, mevcut kanun ile yeni tasarı arasındaki önemli farkları listelemeye başlayalım: 
 
Mevcut kanuna göre Türkiye, üç milyon hektardan küçük olmayan petrol bölgelerine (Yönetmeliğe göre toplam 18 bölgeye) ayrılırken, yeni tasarıda herhangi bir bölge ayrımı bulunmuyor. Peki bunun kime ne faydası var? Ben size söyleyeyim: Bu düzenleme en çok TPAO’yu rahatlatacak. Zira mevcut kanuna göre herhangi bir petrol bölgesinde tüm şirketler en fazla sekiz ruhsat alabilirken, TPAO için konulan üst limit 12 idi. Bu madde ilk bakışta TPAO’ya ayrıcalık tanıyor gibi görünse de aslında uygulamada tam tersine engel oluşturuyordu. Zira bu madde nedeniyle TPAO, bir bölgede 12 tane ruhsata sahipken aynı bölgede potansiyel gördüğü başka bir ruhsatı daha almak istediğinde ya vazgeçmek zorunda kalıyor ya da o ruhsata TPIC kanalıyla başvurmak zorunda kalıyordu. Artık bu türden engellere, kanunun arkasından dolanmalara gerek yok. İlerideki maddelerde detaylarıyla aktaracağım üzere, iş yapabilen adama gücünün yettiği kadar saha verilecek.  
Karalarda durum böyle; peki yeni tasarı denizlerde nasıl bir düzenleme öngörüyor? Hemen söyleyelim, herhangi bir değişiklik yok. Karasuları dışındaki ruhsatlar, mevcut kanunda olduğu gibi Bakanlar Kurulu’nun tasarrufuna bırakılıyor. 
Mevcut kanunda arama ruhsatları 50.000 hektarı aşmayacak şekilde belirlenirken, yeni tasarıda pafta esasına dayalı bir ruhsatlandırma getiriliyor. Yani artık ruhsatlar, yurtdışında birçok ülkede olduğu gibi, eşit aralıklarla çizilen karelerden oluşacak. Bu yöntem, ruhsatlandırma sürecinde ve ruhsatların birbiriyle kesişen sınırlarının belirlenmesinde çok büyük kolaylık sağlayacak. 
 
Şimdi gelelim yeni tasarının en güzel yönlerinden birine: Mevcut kanuna göre arama ruhsatları 4 yıllığına veriliyor. Bunu da iki kez 2’şer yıllığına uzatma imkânı bulunuyor. İlk uzatmada kanuna riayet ve hüsnüniyet, ikinci uzatmada ise keşif ihtimali ve teminat şartı aranıyor. Bu süreler, denizlerdeki ruhsatlarda %50 oranında arttırılabiliyor. Yeni tasarıda ise arama ruhsatları 5 yıllığına veriliyor. Ama daha ilk aşamada şirketten İş ve Yatırım Programı talep ediliyor. Şu anda da Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (PİGM), ruhsat başvurusu geldiğinde şirketten bir program istiyor ama bu sefer durum bayağı bir farklı. Zira;
 
- Bugün herhangi bir şirketin ruhsat alırken hemen hemen hiçbir masrafı bulunmuyor; taahhüt ettiklerini yerine getirmediğinde de herhangi bir mali yaptırımla karşılaşmıyor. Hâlbuki yeni tasarı, ruhsat başvurusunda sunulan İş ve Yatırım Programı’nda öngörülen toplam yatırımın %2’si kadar teminat verilmesini zorunlu kılıyor. Bu %2’yi hiç az görmeyin. Petrol aramacılığı çok ciddi maliyetli işlerdir. Şimdi bir arama ruhsatı için verilecek 5 yıllık ortalama bir programın 10 milyon dolardan aşağı olacağını zannetmiyorum. Bu da işin daha birinci dakikasında şirketlerin devlete 200.000 dolar teminat vermesi anlamına gelir. 
 
- Bugün herhangi bir şirket, ruhsat başvurusu esnasında sunduğu programda yer alan yatırımları hayata geçirmediğinde PİGM’in (ruhsat süresinin sonuna kadar) maalesef çok ciddi bir yaptırımı bulunmuyor. Hâlbuki yeni tasarıya göre iş yapanlar ödüllendiriliyor, iş yapmayanlar ise cezalandırılıyor: Ruhsatı aldıktan sonra şirket, eğer o yıl için taahhüt ettiği yatırımı gerçekleştirirse, o yatırımlarının toplam taahhüt ettiğine oranı kadar kısmı teminatından geri alıyor. Yani örneğin 5 yıl boyunca her yıl 2’şer milyon dolardan toplam 10 milyon dolar yatırım yapmayı taahhüt ettiniz. İlk yıl aynen programda taahhüt ettiğiniz gibi 2 milyon dolarlık yatırım (yani toplam yatırımın 5’te 1’ini) yaptınız. Bu durumda, ilk başta verdiğiniz 200.000 dolarlık teminatın da 5’te 1’ini geri alıyorsunuz. Peki iş yapmayan şirket nasıl cezalandırılıyor? Burada da iki yaptırım söz konusu: Birincisi, yatırım yapılmadığı veya kısmen yapıldığı takdirde, yapılmayan kısmın toplam yatırıma oranı kadar teminat irat kaydediliyor, yani devletimiz el koyuyor. Taahhüt edilen programın iki yıl üst üste hiç gerçekleştirilmemesi halinde ise o ruhsat iptal edilip şirketin elinden alınıyor ve o şirketin verdiği tüm teminat irat kaydediliyor.  
 
- 5 yıllık arama ruhsatının sona ermesinin ardından yine 2’şer yıllık olmak üzere iki uzatma hakkı bulunuyor. Ama mevcut kanunda olduğu gibi hüsnüniyet gibi soyut kriterlerle değil, gayet somut kriterlere dayanarak uzatma verilebiliyor. Her uzatmada üç şeye bakılıyor: Şimdiye kadar taahhüt ettiği yatırımı tamamen yerine getirmiş mi? 5 yıl boyunca taahhütlerini yerine getirmişse, ilave 2 yıllık uzatma için en az bir sondaj içeren ilave İş ve Yatırım Programı sunması ve buna karşılık gelen %2 ilave teminatı yatırması şart koşuluyor. (Kısa bir not: Karalarda 5+2+2 olarak verilen arama ruhsatları, denizlerde yatırımların çok daha uzun vadeli ve maliyetli olması nedeniyle 8+3+3 şeklinde verilecek.)
 
Şimdi yukarıda anlattıklarımın Türkçe mealini aktarayım: Bundan sonra öyle bedavaya ruhsat yok! Elini taşın altına koymayana, zaten koyacak gücü ve bilgisi olmayana, hiç kusura bakmasın ruhsat yok! Bundan sonra “yarın belki birilerine pazarlarım” mantığıyla öyle her önüne gelen ruhsata başvurup saha kapatan çantacılara geçit yok! Artık bir ruhsata başvuracaksan, kendini iyi ölçecek tartacaksın, sahayı iyi araştıracaksın, hakikaten yapabileceğin kadar işin altına gireceğin bir program vereceksin. Devlete verdiğin taahhüdü de yerine getirmezsen, yine kusura bakma, devlet ruhsatını anında geri alacak, teminatına da el koyacak! Yani bundan sonra iş yapana her türlü imkân tanınacak, iş yapmayıp ortada dolanıp çantacılık yapanlara ise bir tane bile ruhsat verilmeyecek. Bu kadar basit!..
 

 



Bu haber 5669 kez okunmuştur


Toplam 3 yorum
Teşekkürler. Çok güzel detaylandırmışsınız.
ismail ali / 11 Haziran 2013 04:45:31
LPG istasyonları için askari mesafe ne zaman düşürülecek istasyonu kurduk 10km takıntımız var yatırımımız boşu boşuna yatıyor lütfen bu konuya bir çözüm getirirseniz seviniriz Saygılarımla
Azmi ÇETİN / 20 Mart 2013 19:51:36
merabalar.akaryakıt ve lpg de askari mesafeyle ilgili herhangi bir değişiklik sözkonusumu?teşekkürler.
volkan ulusoy / 13 Mart 2013 10:49:59








Köşe Yazarları