IMKB : 93.225 / 0,91 $ : 6,76 / 0,07 : 7,35 / -0,18 Altın : 359,10 / 0,22





Shale gaz değil piyasa devrimi
12 Mart 2013 09:45


Ali Arif Aktürk


PAYLAŞ : Share/Bookmark

Enerji sektöründe son birkaç yıldır konferansların sayısında anormal bir artış oldu. Özellikle konferans organizasyonu ciddi bir sektör oldu. Düzenlenen konferansların önemli bir kısmı şirketler tarafından sadece ilişki yönetimi için kullanılıyor. Bilimsel veya yaratıcı olarak ortaya yeni bir şey ilave edilemiyor. Üstelik katılım ücretleri de çok pahalı olduğu için konuşulan, tartışılan konular kamuoyuna, akademik çevrelere çok da yansımıyor.

6 Mart 2013 tarihinde TEPAV, BP ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı işbirliğinde düzenlenen 1. TEPAV – BP Enerji Forumu’na katıldım. Forumun teması “Doğalgaz Piyasalarında Esneklik: Depolama” idi. Öncelikle, böylesi bir organizasyonun üniversite bünyesinde yapılması, ücretsiz olması, öğrencilerin ve akademisyenlerin erişimine açık olmasını çok olumlu buldum ve destekliyorum. Şimdi bu yazıyı okuyanlardan, organizasyonun sponsorluğunu BP’nin yapması nedeni ile tek yanlı bir forum olabileceği şeklinde eleştiriler gelebilir. Ancak ben öyle bir şey hissetmedim.

 
Forumda BP Enerji Ekonomisti Sayın Gerath M. Jones tarafından yapılan tek bir sunum vardı. Sunumun ilk bölümünde artık tüm dünyada bir referans yayın olan BP Yıllık Raporunun bir nevi özeti vardı, ikinci bölümde ise özellikle son iki sunum sayfasında Türkiye’nin doğalgaz pazarının bir fotoğrafı çekilmeye çalışılmıştı. Bu fotoğrafta piyasanın esnekliği ve bunu yönetebilmek için gereken yatırımlar ve bu yatırımların ortaya çıkarabileceği marjinal maliyetler özetle de olsa anlatılmaya çalışıldı. 
 
Forumun teması yani “Doğalgaz Piyasalarında Esneklik: Depolama” konusu  BOTAŞ’ın yıllardır yönetmeye çalıştığı ve kamuoyuna anlatamadığı, Türkiye’de daha yeni farkına varılan çok önemli bir konudur. Enerji sektörü bile daha bu esneklik konusunun farkına yeni vardı. 1987 yılından beri ithal doğalgazı tüketen ülkemizin doğalgaz sektörünü bugünlere taşıyan BOTAŞ, yıllarca yer altı deposu olmadan bu esnekliği kamu doğalgaz santralleri (Hamitabat, Ambarlı, Ovakça) ile YİD ile yönetmeye çalıştı. 
 
Bugün için mevcut Değirmenköy ve K. Marmara sahalarındaki yeraltı depolarının yetersizliği de ortadadır. Ancak yer altı depoları öyle her yere yapılabilen yatırımlar değildir. Tüm dünyada yer altı depolarının yüzde 76,8’lik kısmı tüketilmiş petrol ve gaz sahaları, yüzde 14,8’i Akiferler, yüzde 7,9’u tuz mağaraları, yüzde 0,5’i de terk edilmiş maden ocaklarında inşa edilmektedir. Şu an için gaz ve petrol ülkesi olmadığımıza göre ve tüketilmiş Değirmenköy ve K. Marmara sahasını da kullandığımıza göre bu konuda yakın gelecekte pek bir şans görünmemektedir. 
 
Tuz gölü bölgesinde ise kamuoyunun da yakından takip ettiği projeler devam etmektedir. Sonuç itibari ile Türkiye gibi bir ülkenin talep profili için yeterli yer altı depolama imkanı yoktur. İkinci çözüm yolu ise LNG terminalleri ile iletim sistemine farklı ve yeni giriş noktaları oluşturarak esneklik sağlamaktır. 
 
Gerath M. Jones’un sunumunda değinmediği ve benim önermek istediğim iki önemli husus daha vardır. Bunlardan birincisi talep taraflı dengeleme yönetimi (demand side balancing management) yani talebin traşlanmasıdır. Bunu daha önce de Sistem Operatörünün anlaşacağı bazı elektrik santralleri (çift yakıtlı santraller olabilir) Yük Atma Talimatları ile yapılabileceğini önermiştim. 
 
İkinci önerim ise dağıtım bölgelerinin giriş istasyonlarına LNG tankları yapılarak, LNG terminallerinden kamyonlarla taşınacak LNG’nin kışın puant günlerde sisteme destek için kullanılmasıdır. Ancak ne yaparsak yapalım önemli olan oluşacak marjinal maliyetlerin dengesizliği yaratanlara yansıtılabilmesidir.
 
Sayın Jones, ABD pazarını anlatırken sürekli shale gaz devriminden söz etti. Son dönemlerde her yerde, gerek Türkiye’de, gerekse yurtdışında sanki yeni bir icatmış ve gaz piyasalarını değiştirmiş gibi bir shale gaz efsanesinden bahsediliyor. Öncelikle şunu vurgulamakta yarar var. Bahse konu gaz farklı bir gaz değil, bugün evlerimizde kullandığımız doğalgaz. Üretim teknolojisi olarak farklı. Konvansiyonel olmayan yöntemlerle üretilen doğalgaz. Aslında bu yöntemle sadece doğalgaz değil, petrol de üretiliyor. Eskiden ekonomik olmayan sahalar, şimdi yüksek petrol fiyatları ve bunun yanında gelişen yatay sondaj teknikleri, hidrolik çatlatmalarla ekonomik hale dönüşmektedir. 
 
Burada shale gaz devriminden değil, liberal ve likit bir piyasanın devriminden söz etmek daha doğru olur. ABD’de arama ve üretim faaliyetlerinden başlayarak üretilen petrol veya doğalgazın pazara ulaştırılması süreci tümüyle liberaldir. Temelleri Rockefeller ile 1872 yılında Genel Maden Yasası ile atılmış, 1920’lerde Mineral Leasing Kanunu ile tadil edilmiş ve bugünlere gelmiş doğalgaz ve petrol arama-üretim faaliyetleri küçük ve orta ölçekte binlerle ifade edilen şirket yaratmıştır. 
 
ABD, binlerce sondaj faaliyeti sonucunda kazanılan tecrübeler ve geliştirilen tekniklerle bugünlere gelmiştir. Her şeyden de önemlisi oluşturulan sermaye birikiminin risk iştahıdır. Aslında konvansiyonel olmayan yöntemlerle üretim yapmak hiç de ucuz bir yöntem değildir. Fakat ABD örneğinin bize öğretmesi gereken husus şu anda ki petrol ve gaz fiyatlarının rasyonel olmadığıdır. Konvansiyonel olmayan yöntemlerle üretilen gaz ve petrolün ABD pazarındaki fiyatı üretimi kurtardığı gibi, arz fazlası yaratarak ABD’yi bir anda net petrol ve gaz ihracatçısı pozisyonuna getirmiştir. 
 
Bugün ABD WTI petrolünün fiyatı Brent fiyatının 20-25 dolar altındadır. 2012 yılında ABD pazarında petrole olan talep son 17 yılın en düşük seviyesinde oluşmuş iken konvansiyonel olmayan yöntemlerle üretilen petrol de dahil petrol üretimi son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. 2012 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2 düşüş kaydederek günde ortalama 18,56 milyon varil petrol tüketen ABD, geçen yıl günde 6,4 milyon varil petrol üretmiş, bu yıl 7,3 milyon varil üretecektir. Şubat 2013’te ithal ettiği ham petrol geçen yılın Şubat ayından 1,2 milyon varil daha düşük seyrederek 7,7 milyon varil/güne düşmüştür.  
 
Yani kısaca 2003 yılından sonra rüştünü ispatlayan konvansiyonel olmayan yöntemlerle gaz ve petrol üretimi ABD enerji devriminin sadece bir enstrümanı olmuştur. Esas devrim shale gaz değil, gerçek liberal ve likit piyasadır. Reagan dönemi ile başlayan doğalgaz piyasalarının tesis edilmesi ile oluşan arz fazlası, fiyatları aşağıya çekmiştir. Ama şu da bir gerçektir, şu anda ki petrol ve gaz fiyatları da Ricardian Teorisine göre oluşmuş maliyet bazlı fiyatlar değildir.  
 
Ülkemize gelindiğinde ise daha önce ekonomik bulunmayıp kapatılmış kuyuların olduğu bir vak’adır. Bu bölgelerin yeniden çalışılmasında fayda vardır. Bazı yurtdışı kaynaklı raporlarda Türkiye’nin Güneydoğu ve Trakya’da bu tür konvansiyonel olmayan yöntemlerle gaz üretme imkanının olduğundan söz edilmektedir. Fakat basında shale gaz olarak çıkan haberlerin hemen hepsi kamuoyunu yanlış bir şekilde ümitlendirmektedir. Şu anda çalışılmış olan blok ve sahalarda en çok bilgi sahibi olan TPAO ve MTA’nın dışında kim fikir beyan ederse spekülasyon yapmış olur. 
 
Bizim de bir an önce Petrol Kanunu’nu TBMM’den geçirip arama-üretim faaliyetlerinin önünü açmamız gerekmektedir. Bugün mevcut lisansların da üzerine yatılmasının önlenmesi ve kuyu açmak isteyenlere imkan sağlanması gerekmektedir. Bunun yanında petrol ve doğalgaz arama-üretim endüstrisine de teşvikler getirilmesi gerekmektedir. Ülkemizde şu anda 2500 metreden daha derine sondaj yapabilecek kule temini için 7 ay sıra vardır. Petrol ya da gaz bulmanın yolu sondajdan geçer. Bu nedenle arama-üretim sektörünün önünün açılması gerekir. Fakat en önemli teşvik ise gerçek serbest, likit bir pazarın meydana getirilmesidir. İşte o zaman bizde de bir piyasa devriminden söz edilebilir.


Bu haber 8024 kez okunmuştur


Toplam 3 yorum
Yazı çok güzel. Herkes bu kayaç gazını diline dolamış. Aslında hepsi hikaye.
Serdar Akinan / 17 Mart 2013 09:54:32
Güzel bir yazı. Yazının ikinci kısmının fontu büyütülemiyor. Bu nedenle Word'e aktarıp okumak daha iyi oluyor.
Abeka / 15 Mart 2013 12:03:48
Aferin, iyi yazı olmuş. Slm
HD / 14 Mart 2013 21:07:34








Köşe Yazarları