IMKB : 105.520 / 0,15 $ : 6,81 / 0,00 : 7,56 / 0,35 Altın : 379,42 / 0,78





ABD'nin muhtemel LNG ihracatının Türkiye'ye etkileri
26 Mart 2013 09:23


Altan Kolbay
altan.kolbay@petform.org.tr


PAYLAŞ : Share/Bookmark

 ABD’de “shale gaz devrimi” şeklinde adlandırılan gelişmeler sayesinde doğalgaz üretiminin büyük bir ivmeyle arttığı ve bu sayede önümüzdeki yıllarda ihracatçı konumuna geleceği, hepimizin malumu. Bu gelişmelerin artçı etkileri, Türkiye kıyılarına da vurmaya başladı. Enerji çevrelerindeki sohbetlere baktığımda iki önemli beklenti gözlemliyorum: 

Bunlardan birincisi, “bizde de memleketi kurtaracak kadar shale gaz var.” Şimdi diğer birçok konuda olduğu gibi bu meseleyi tartışırken de arkaik düşünce tarzımıza yenik düşüyoruz. Her şeyden önce şunu anlamamız gerekiyor: ‘Potansiyel’ ayrı bir şeydir, ‘gerçeklik’ ayrı bir şey. Türkiye’de shale gaz potansiyeli var mı? Evet, var. Arama – üretim sektöründen kiminle görüşsem, Türkiye’de çok büyük potansiyel yapıların bulunduğunu belirtiyor. Ancak mesele şu ki, bu potansiyelinizi gerçekleştirebileceğiniz uygun bir yatırım ortamı var mı? İngilizcede çok güzel bir fiil var: Monetarize. Belli bir ‘şey’i piyasada parasal bir ‘değer’e dönüştürmeyi ifade eder. Şimdi bizde o ‘şey’ var mı, var. Peki, yerin altında yattığını öngördüğümüz o şey, şu anda ekonomik açıdan bir ‘değer’ ifade ediyor mu? Hayır. Zaten öyle olsaydı, şu anda Afrika dünyanın en zengin kıtası olurdu. Altınından petrolüne, boksitinden doğalgazına, kara kıtada yok yok. Gelgelelim bu rezervleri ekonomiye katma değer yaratacak uygun bir yatırım ortamı var mı? Yok. Bu yüzden de bunca yeraltı zenginliğinin üstünde dünyanın en yoksul halkları yaşıyor. Hâlbuki ABD, Kanada, Avustralya gibi ülkeler, hem sahip oldukları ileri teknoloji hem de her türlü yatırımcıya sundukları uygun piyasa ekonomileri sayesinde, yerin altında veya üstünde, sahip oldukları her ‘şey’i en son damlasına kadar ekonomilerine ‘değer’, halklarına ‘refah’ olarak sunabiliyor. 
 
Bugün ABD’de yaşanan shale gaz devrimi, Amerikan sanayicisine rekabet gücü, Amerikan halkına ise yüzbinlerce yeni istihdam sağlıyor. Shale gaz üretimi patlayan eyaletlerde irili ufaklı üreticilerden sağlanan vergi gelirleriyle ekonomi toparlanma sürecine giriyor. Özetle, geçtiğimiz sayıda Arif Aktürk’ün çok güzel ifade ettiği üzere, bu bir “shale gaz değil, piyasa devrimi”. Bunu anlamak için şu iki soruyu cevaplamak yeterli: Shale gaz devrimi neden ABD’de başladı? Aynı devrim, ABD’de değil de Afrika’da, Rusya’da, Ortadoğu’da yaşansaydı, aynı ekonomik ve toplumsal etkiyi yaratabilir miydi? 
 
Uzun lafın kısası, mesele sizin yeraltında shale gaz potansiyelinizin olup olmadığı değil, o potansiyeli ekonominize değer olarak sunmanızı sağlayacak teknolojiniz, şeffaf, liberal, rekabetçi bir yatırım ortamınız ve bu yatırımların gelirini halkınıza refah olarak yansıtmanızı sağlayacak demokratik bir politik sisteminizin olup olmadığı. Bilmem anlatabildim mi?..
 
Enerji çevrelerinde gözlemlediğim ikinci beklenti ise, önümüzdeki yıllarda ABD’den Türkiye’ye çok ucuz fiyata LNG ithalatı yapılabileceği. Şimdi bu beklentiyi iki soruya ayırıp irdeleyelim: ABD, sahip olduğu doğalgaz rezervlerini Türkiye dahil olmak üzere belli ülkelere LNG olarak ihraç edecek mi? İhraç ettiği takdirde de, o gaz şu anda ABD iç piyasasında olduğu gibi ucuz olacak mı? 
 
Geçtiğimiz günlerde Deloitte tarafından yayımlanan bir rapor, her iki sorunun muhtemel cevaplarına ilişkin önemli ipuçları içeriyor. “Amerikan Rönesansı’nı İhraç Etmek – ABD’den LNG İhracatının Küresel Etkileri” başlıklı rapor, 5 temel soruya yanıt arıyor: 
1. Muhtemel bir LNG ihracatının, hem ABD iç piyasası hem de küresel piyasalardaki fiyatlar üzerindeki etkisi ne olur?
 
2. Bunun pazarlar arasındaki fiyat makasının daralması ve pazar gelişmeleri üzerindeki etkisi ne olur?
 
3. Bundan hangi ülkeler fayda sağlar, hangi ülkeler zarar görür?
 
4. Küresel piyasalara enjekte edilen bu yeni arz nedeniyle hâlihazırda gündemde olan hangi projeler rafa kalkar?
 
5. Petrole endeksli doğalgaz fiyatları yerine daha rekabetçi küresel LNG fiyatlarının yerleşmesinin ne tür etkileri olur? 
 
Rapor, küresel piyasalardaki gaz hacminin ve fiyatlarının temel alındığı Dünya Gaz Modeli analiziyle bu koşullarda piyasalarda oluşabilecek iki senaryo üzerinde duruyor. 2046 yılına kadar piyasalarda ve fiyatlarda meydana gelebilecek değişikliklere ilişkin senaryolar, modelin sacayaklarını oluşturuyor. Senaryolardan ilki, business-as-usual, yani piyasanın bugüne kadar nasıl geldiyse aynı dinamiklerle devam etmesi. Bu senaryoya göre küresel LNG piyasasında fiyatlar, petrol endeksli olmaya devam ediyor. İkinci senaryo ise, ‘rekabetçi cevap’ senaryosu. Bu senaryonun temel varsayımı, hâlihazırda doğalgaz ihracatını petrol fiyatlarına endeksli şekilde gerçekleştiren ülkelerin, küresel piyasalarda rekabetin artması ile birlikte petrol endeksli fiyatlamadan vazgeçecekleri.
 
Her iki senaryo çerçevesinde günde 6 bcf (günde 170 milyon, yılda 62 milyar metreküp) gazın Asya (Japonya, Güney Kore ve Hindistan’a 2’şer bcf) veya Avrupa’ya (İngiltere ve İspanya’ya 3’er bcf) ihraç edilmesinin etkileri analiz ediliyor. Bu durumun doğalgaz piyasaları üzerinde yaratacağı muhtemel etkiler şöyle sıralanıyor: 
 
• ABD’nin LNG ihracatı, doğalgaz sözleşmelerinde uygulanan petrol bazlı fiyatlamadan rekabetçi piyasa şartlarına geçiş sürecini hızlandırabilir. Hâlihazırda bazı Avrupa ülkelerine sirayet eden bu değişim, özellikle Avustralya LNG üretiminin de piyasaya girmesiyle birlikte önümüzdeki dönemde ciddi fiyat düşüşleri getirebilir. 
 
• ABD gazının ihraç edildiği ülkelerde fiyat düşüşleri gözlemlenirken, ABD iç piyasasındaki fiyatlarda bir miktar artış meydana gelebilir.
 
• ABD LNG ihracatı, şu anda dünyadaki farklı pazarlar arasındaki fiyat farklılığını zaman içerisinde törpüleyebilir ve daralan fiyat makası, ihraç edilebilecek gaz miktarını azaltabilir. 
 
• LNG ihracatının küresel gaz fiyatlarını düşürücü yöndeki etkisi, doğalgaz ihraç eden ülkeler açısından ciddi bir gelir kaybı, ithal eden ülkeler açısından ise ciddi bir maliyet düşüşü anlamına gelir. 
 
• ABD LNG ihracatı, küresel elektrik üretiminde petrol kullanımını günde 5 milyon varil düşürücü etkide bulunabilir. 
 
Özetle, önümüzdeki yıllarda önce ABD’nin, ardından da Avustralya’nın küresel doğalgaz piyasasına ihracatçı olarak dahil olması, tüm dünyada dengeleri çok ciddi şekilde değiştirecek. Ancak listede de fark edeceğiniz üzere, bu durumdan kazançlı çıkacak ülkeler olacağı gibi, zararlı çıkacak ülkeler de olacak. Peki bu ülkelerin, en başta da Rusya’nın, bu gelişmeler karşısındaki hamleleri ne olabilir? Bunu ciddi şekilde düşünmek gerekiyor. 
 
Tabii tüm bu meseleleri konuşurken nedense göz ardı edilen bir aktör var ki, LNG ihracatı yapılıp yapılmayacağına asıl o kitle karar verecek: Amerikan halkı. Daha 5 yıl önce 10 $/mmbtu olan doğalgaz fiyatı, bugün 3 $/mmbtu civarında. Amerikan halkı çok ucuza doğalgaz tüketmekten memnun, Amerikan sanayicisi enerji maliyetinin düşüp rekabet gücünün artmasından, Amerikan yönetimi de shale gaz üretilen eyaletlerdeki inanılmaz istihdam ve vergi geliri artışından. 
 
Şu anda ABD’de gaz fiyatlarının bu derece düşmesinin temel nedeni, üretim fazlalığı. Bu fazlalık, üretici şirketlerin şu an itibariyle sınır ötesi pazarlara erişim imkânı olmadığı için iç piyasada inanılmaz bir arz fazlası yaratmış durumda. Bu da doğal olarak fiyatları düşürüyor. ABD, şu anda okyanus ortasında, dışarıya çıkışı olmayan, içeride müthiş bir arz fazlası olan, tamamen izole bir ada görünümünde. Bugün arz fazlasına sahip ABD ile talep fazlası olan Avrupa, Asya ve Uzakdoğu piyasaları arasında herhangi bir ticaret bağlantısı yok. Ancak yarın bu bağlantı kurulduğunda, yani ABD’den LNG ihracatının önü açıldığında, bu izole yapı ortadan kalkacak ve iktisat teorisi gereği bu piyasalar arasındaki fiyatlar birbirine yaklaşacak. Yani ABD iç piyasasındaki fiyatlar artacak, Avrupa, Asya ve Uzakdoğu piyasalarındaki fiyatlar ise düşecek, bu fiyatların hepsi birbirine yakınsayacaktır. Bunu öngörebilmek için iktisat teorisi bilmeye de gerek yok. ABD’de shale gaz üretimi yapan bir şirket, bugün gazını 3 $/mmbtu’dan satmak zorunda. Yarın LNG ihraç edebildiğinde muhatap olacağı müşteriler ise, aynı malı 10 $/mmbtu’dan almaya dünden razı. Sizce bu şirket, gazı hala 3’ten mi satmak ister, 10’dan mı? Zaten üretici şirketlerin ABD yönetimine ihracatın açılması yönünde baskı yapmasının da nedeni bu. Kimse malını iç piyasada düşük fiyata satmak istemiyor. Dolayısıyla ABD’nin küresel gaz piyasasına ihracatçı olarak dahil olması, fiyatları şu anda ABD iç piyasasındaki seviyelere kadar düşüremez. Fiyatları ne kadar düşüreceğinin belirleyicisi ise ABD’nin ihracat hacmi olacak. Kabaca, ABD’nin LNG ihracatı ne kadar çok olursa, Avrupa, Asya ve Uzakdoğu’da fiyatlar o kadar aşağı inecek. Ancak şu da bir gerçek ki, ABD’nin doğalgaz ihracat hacmi her hâlükârda diğer üreticilerin toplam ihracatının yanında küçük kalacağı için, fiyat düşüşünün etkileri de sınırlı seviyelerde olacak. Benim kişisel tahminim, ABD ihracat hacminin azami seviyelerde olması durumunda bile fiyatlardaki düşüşün %25’i geçmeyeceği yönünde. 
 
Sonuç olarak şu anda ABD yönetiminin önünde iki seçenek var: Müttefiki ülkelere daha ucuza doğalgaz tedarik etmeyi ve Rusya’nın doğalgaz piyasasındaki hâkimiyetini yıkmayı tercih ederse, hem küresel hegemonyasını hem de müttefiklerinin rekabet gücünü yükseltecek. Ancak bu durumda da iç piyasadaki düşük fiyatlardan bir miktar feragat etmeyi, yani Amerikan halkını ve sanayicisini karşısına alacak. Mevcut durumu sürdürmeyi tercih ederse de, hem Rusya’nın bugünkü gücünün arkasındaki en önemli faktör olan doğalgazda hâkim durumunu zayıflatma fırsatını kaçıracak hem de shale gaz üreticisi Amerikan şirketlerinin dünyaya açılmasının önüne geçip kar marjlarını düşük tutmuş olacak. Tabii ikinci seçenek şöyle bir risk de içeriyor: Şu anda iç piyasada yerlerde sürünen fiyatlar, ABD’de yeni sondaj yatırımlarının önünde büyük bir engel oluşturuyor. Bir piyasada binlerce oyuncu var, üretim fazlasına karşın talep sınırlı, fiyatlar da aşırı düşük ise o piyasaya yeni yatırım gelir mi? Gelmez. Yani shale gaz devriminin ABD ekonomisi üzerindeki etkileri bir anda tersine dönmeye başlayabilir. İşte ABD’nin olası LNG ihracatı konuşulurken göz ardı edilen kilit husus bu. ABD’deki mevcut durum sürdürülebilir değil. ABD, shale gaz devrimin nimetlerinden faydalanmaya devam etmek istiyorsa, bu nimetlerinin bir kısmını üretici şirketler ve dünyadaki diğer pazarlarla paylaşmak zorunda. 
 
Tüm bu değerlendirmeler ışığında kişisel öngörülerimi şu şekilde listeleyebilirim: 
 
• ABD, önümüzdeki 5 yıl içerisinde LNG ihracatına başlayacak. 
 
• İhracatta da müttefiki olan belirli ülkeler seçecek ve ilk aşamada sadece bu ülkelere ihracata izin verecek. Bu ülkelerin de başında (Kuzey Kore’ye karşı güçlü tutmak zorunda olduğu) Güney Kore, (ekonomisini canlandırmayı başaramadığı takdirde beraberinde kendisini de krize sürükleme riski bulunan) Japonya ve (Ortadoğu’daki en önemli müttefiki) Türkiye geliyor. 
 
• Ancak ABD’den ithal edilecek LNG’nin fiyatı, şu anda ABD iç piyasasındaki fiyatlarda olmayacak, en iyimser tahminle bugünkü LNG fiyatlarının %25 altında olacak. Ancak yeni tedarikçinin fiyatlar üzerinde yaratacağı baskı, petrole dayalı fiyatlandırma metodolojisinde belli formülasyon değişikliklerini beraberinde getirecek. 
 
• O güne kadar İran – İsrail gerginliğine diplomatik bir çözüm bulunamadığı takdirde ABD’den LNG ithalatı, Türkiye’nin İran’dan doğalgaz ithalatını kesmesine yönelik baskıların daha da yoğunlaşmasına yol açacak. 
 
• ABD’den LNG ithalatı, fiyatlardan ziyade, kaynak çeşitlendirmesi açısından büyük bir güç sağlayacak. Bir yandan küresel piyasalarda Rusya hegemonyası zayıflayacak, diğer yandan Türkiye’nin Rus doğalgazına karşı acil durumlarda başvurabileceği çok ciddi bir alternatifi olacak. Şu anda Rus doğalgazının tamamen kesilmesi durumunda çok ciddi bir elektrik krizine sürüklenmesi riski bulunan Türkiye, acil durumlarda kullanabileceği güvenilir bir tedarikçiye sahip olacak. Bu da ileride fiyat müzakerelerinde Türkiye’nin elini güçlendirecek. 


Bu haber 3516 kez okunmuştur


Toplam 2 yorum
Altan bey,
Analizinden oturu sizi tebrik ederim.
LNG endustrisi son 5 yilda yapilan ve planlanan yatirimlar ile buyume yolunda buyuk bir ivme kazanmistir. LNG ticareti de bu yatirimlar sayesinde gerek nicelik gerek ise nitelik yonunde bir degisme gosterecektir.
Bu neden ile ABD menseyli LNG yuklerinin Turkiye ye etkisi nin fazlasi ile olacagi kanatindeyim. Bu yukler FOB bazli olup, diversion (restriction) clause ini icermemektedir.
1988 yilindan beri yanliz ex-ship bazinda LNG ithal eden ve ancak 1 ozel (EgeGaz) firmasinin faal oldugu bu ortamda, Turk firmalarinin hem FOB LNG tasimacligini ogrenmeleri hem de market ler arasindaki fiyat farklarini (arbitrage imkanlarini gozeterek) surekli Dunya LNG piyasalarini izlemeleri gerekecektir.

Saygilarimla,
Erkan Günestutar
Erkan Gunestutar / 06 Nisan 2013 10:10:31
Görüşlerinize katılıyorum kapsamlı bir değerlendirme olmuş teşekkürler.
Erdal Aksoy / 28 Mart 2013 15:02:27








Köşe Yazarları