IMKB : 89.085 / -0,62 $ : 6,69 / 1,32 : 7,31 / 0,93 Altın : 342,00 / -0,26





Bu kervan nereye gidiyor?
18 Nisan 2013 09:45


Figen Özer


PAYLAŞ : Share/Bookmark

Masal bu ya...

Hint ülkesine bir ejderha musallat olur. 
 
Bu ejderha yedi başlı, yetmiş ayaklı, hiçbir savaş aletinin etkilemediği acayip bir zırhla kaplı, ağzından ateş püsküren ve her dilden konuşan müthiş bir mahlûk. 
 
Her yedi senede bir gelip halka: “Bu kervan nereye gidiyor?” diye sorar.
 
Bu soruya ve ne demek istediğine kimsenin aklı ermez. 
 
Bu soruyu yedi defa tekrar eder. Yedincide de cevap alamayınca, yedi delikanlı ve yedi genç kız kendisine kurban olarak verilir. 
 
Onları afiyetle yutar. Sonra da “Yedi sene sonra tekrar geleceğim. Bu sorunun cevabını düşünün” diyerek gider. 
 
Vakit akıp gitmiş, yine bir yedi yıl daha geçmiştir. Halk, ejderha ha bugün ha yarın gelecek telaşında iken, bir yandan da çoktan istemeye istemeye de olsa, kurayla, kurban verilecek yedi delikanlı ve yedi kızı belirleme çalışmalarına başlamıştır bile...
Son günlerde okuduğum bir kitaptan alıntı yaptım sizlere.
Bir sorunun mahkum ettiği kader mi, cevabını sorgulamamak ve bu kadere boyun eğmek mi… 
 
Hangisi daha çok dikkatinizi çekti bilemiyorum ama hayata dair derin satırları ve metaforik bir anlatımı olan kitabın bu hikayesi, sorduğu soru ile bende başka çağrışımlar yaptı. 
 
Biraz da mesleki deformasyon olsa gerek kim bilir. Malum sektörümüzde, bir özlü söz ya da ilginç bir anekdot ile ilişkilendirilecek malzeme oldukça fazla. 
 
Hani soruyor ya hikayede bu kervan nereye gidiyor diye, zihnimde öngörü konusu belirdi ister istemez.
 
Geçtiğimiz haftalarda sektörden bir şirket ile karşı karşıya idik. Pek de görüşme sayılamaz çünkü sektöre dair keyifli bir sohbet niteliğinde geçiyor birlikte geçirdiğimiz vakitler. 
 
(Müsaadenizle bir parantez de açarak, idealim olan kitap projemi yayınevine teslim etmişken ve yeni bir arayışta iken, vizyon birliği yapabileceğim yeni bir çalışma platformu aradığımı da belirtmiş olayım.)
 
Sohbet esnasında şöyle bir soru çıktı: Sektör beş yıl sonra nasıl bir durumda olur?
 
Temenni ya da kehanetten değil, öngörüden bahsettiğimize göre bu konuyu biraz detaylandırmakta fayda var. 
 
Öngörü denince önce işin ilk boyutundan yani kantitatif değerlendirmeden bahsedelim isterseniz. İşin bu kısmında, geçmişe ve bugüne ait bilgilerin doğru kaynaklardan, doğru bir şekilde analiz edilerek toplanması ve bir veri paketinin oluşturulmasından bahsediyoruz. Yani genel ifadeleri ve sayısal verileri değerlendiriyoruz. Konunun geçmişini doğru kaynaklarından araştırmak ve konunun güncelini yakından takip ediyor olmak yeterli. 
 
Ayrıca ortaya çıkacak öngörünün daha az hatalı olmasını sağlayacak olan bir diğer boyutu var ki bu da kalitatif değerlendirme. İşte iş hayatı tecrübesinin konuştuğu aşama. Çünkü tecrübenin kazandırdığı kanaat ve sezgiler tam burada lazım. 
Başka bir deyişle, özellikle sektör çehresinin daha belirgin olarak değiştiği bu günlerde, teorik izler üzerinden fikir yürütmek işin ilk boyutu, aslında kolay tarafı. 
 
Peki ya pratikte yaşanacaklar?
 
Yaşananların teori ile ne kadar uyumlu olacağı konusu?
 
Elbette öngörü sadece bir gelecek empatisidir. Adeta suya yazılan yazı gibidir. Şaşabilir ve isabetli olmayıp ıskalayabilir de. 
 
Ancak öngörülerek çok da güzel öğrenilir.
 
Bu nedenle teorik sınırların dışına çıkarak içini daha çok doldurmak gerekiyor. 
 
Hepimiz bir kervandayız. 
 
Kervanın nereye gittiğini yaşayarak göreceğiz şüphesiz.
 
Ama dilerim, hikâyedeki kurbanlar gibi, sektör de başta yatırımcıları ve çalışanları olmak üzere sakinlerinden kurban vermez.
 


Bu haber 3415 kez okunmuştur


Bu habere henüz yorum yazılmamış

İlk yorum yazan siz olun!








Köşe Yazarları