IMKB : 105.520 / 0,15 $ : 6,81 / 0,00 : 7,56 / 0,35 Altın : 379,42 / 0,78





ABD Savunma Bakanlığı Biyoyakıt Programı – I
08 Mayıs 2013 10:46


Altan Kolbay
altan.kolbay@petform.org.tr
Bu ve müteakip yazıda, çok ilginç bir örnekten hareketle enerji ile bilimsel araştırma-geliştirme (Ar-Ge) ilişkisinin önemine, buradan da enerji arz güvenliğinin ulusal güvenlik açısından ne denli hayati bir unsur olduğunu aktarmaya çalışacağım.

PAYLAŞ : Share/Bookmark
Hatırlanacağı üzere geçmiş bazı yazılarımda enerjinin ‘disiplinlerarası’ özelliğini vurgulamış, ekonomiden uluslararası ilişkilere, istatistikten sosyolojiye kadar birçok farklı disiplinle kesişimlerini yansıtmaya çalışmıştım. Bu ve müteakip yazıda, çok ilginç bir örnekten hareketle enerji ile bilimsel araştırma-geliştirme (Ar-Ge) ilişkisinin önemine, buradan da enerji arz güvenliğinin ulusal güvenlik açısından ne denli hayati bir unsur olduğunu aktarmaya çalışacağım. 
 
Örneğimizin adresi ABD, ama inceleyeceğimiz kurum Enerji Bakanlığı değil, Savunma Bakanlığı. Neden Savunma Bakanlığı, sorusunun cevabı gayet basit: Çünkü ABD Savunma Bakanlığı, dünyanın en fazla petrol tüketen kurumu. Zaten kurumun öyle bir bütçesi var ki, birçok ülkenin milli gelirini aşıyor. Tablo-1’de de göreceğiniz üzere, ABD Savunma Bakanlığı’nın 2013 yılı bütçesi 613 milyar dolar civarında. Yani ABD Savunma Bakanlığı bir ülke olsaydı, şu anda dünyanın en büyük 20. ekonomisi olurdu! 
 

(milyar USD)

2011

2012

2013

Baz Bütçe

528

530

525

Denizaşırı Operasyonlar

159

115

88

Toplam

687

645

613

 Tablo 1. ABD Savunma Bakanlığı Bütçesi (2011 – 2013)
 
Tabloda göze çarpan bir başka unsur ise, denizaşırı operasyonlar kaleminde görülen düşüş. Bunun da temel nedeni, Beyaz Saray tarafından Ocak 2012’de yayımlanan strateji belgesi doğrultusunda Irak ve Afganistan’da bulunan birliklerin azaltılarak stratejik ağırlık merkezinin Asya – Pasifik bölgesine kaydırılması. (Bu noktada bir parantez açıp, petrol üzerinden ABD’nin Ortadoğu ve Türkiye’ye yönelik planlarına dair basmakalıp yorumlarda bulunan ‘uzman’lara bir şeyi hatırlatmak isterim: ABD’nin dış politikada önceliği artık Ortadoğu değil, Çin ve Kore nedeniyle Asya – Pasifik. ABD’nin öncelikleri bile değişirken bizim basmakalıp retoriklerimizi değiştirmememiz, ciddi bir akademik sığlığa işaret ediyor, ama neyse, bu tartışmayı burada kapatıp konumuza dönelim.) 
 
Şimdi de Bakanlığın bu devasa bütçesi içerisinde yakıt maliyeti ne kadar, ona bakalım. Grafik-1’de de görüleceği üzere, 1997 – 2011 arasındaki 15 yıllık süreçte ABD Savunma Bakanlığı’nın yakıt tüketimi 300.000 ila 390.000 varil/gün arasında değişmiş. 2011 yılı kapanışı 355.000 varil/gün, yani neredeyse Türkiye Cumhuriyeti’nin toplam tüketiminin yarısına ABD Savunma Bakanlığı tek başına ulaşmış. Yakıt tüketiminde yıllar içerisinde çok büyük değişiklikler yaşanmamasına, hatta son yıllarda gerileme olmasına rağmen, yakıt maliyetine baktığımızda anormal bir artış gözlemleniyor. 
 
Irak ve Afganistan operasyonlarının en yoğun dönemi olan 2003 yılında 390.000 varil/gün ile zirve yapan tüketimin maliyeti bile 6 milyar dolar iken, 2011 yılındaki 355.000 varil/gün tüketimin faturası bunun 3 katını bile aşarak 18,9 milyar dolara ulaşmış. Bu grafik şunu net olarak gösteriyor: ABD Savunma Bakanlığı, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara çok ciddi derecede açık bir ülke. Yapılan araştırmalara göre petrol fiyatlarında meydana gelen her 10 dolarlık artışın ABD Savunma Bakanlığı’na yüklediği ek maliyet tam 1,3 milyar dolar. Bunu, Türkiye’nin petrolde dışa bağımlılığından, petrol fiyatlarındaki değişikliklere açık yapısından bahsederken, bunun dünyada bir bizim sorunumuz olduğunu zannetmeyelim diye söylüyorum. Dünyanın en büyük ordusunun bile sorunu bu.
 
Grafik 1. ABD Savunma Bakanlığı Yakıt Tüketimi ve Maliyeti (1997 – 2011) (Kaynak: karbuz.blogspot.com) 
 
Şimdi de bu tüketimin yakıt türlerine göre dağılımına bir göz atalım. Grafik-2’de de görüleceği üzere, tüketimde en büyük pay Hava Kuvvetleri’nin. 2011 yılında toplam tüketimi 62 milyon varil, bunun da 58 milyon varili JP-8 jet yakıtı. Onu Deniz Kuvvetleri takip ediyor. Tabii şu noktanın altını çizmek lazım: Uçak gemileri ve denizaltıların nükleer yakıtla çalışması sayesinde Deniz Kuvvetleri’nin petrole bağımlılığı Hava Kuvvetleri’ne nazaran düşük. Yine de Deniz Kuvvetleri’nin toplam enerji ihtiyacının %59’u petrolden karşılanıyor, bu da yılda 30 milyon varile denk düşüyor. Kara Kuvvetleri’nin yakıt tüketimi de 21 milyon varil civarında. Kara Kuvvetleri yüksek sayıda personel istihdam etmekle birlikte, uçak veya gemi gibi aşırı yakıt tüketen taktiksel araçlara sahip olmadığı için diğer birimlere nazaran daha az yakıt tüketiyor.
 
Grafik 2. ABD Savunma Bakanlığı Yakıt Tüketiminin Birimlere Göre Dağılımı (2011) (Kaynak: CRS) 
 
ABD Savunma Bakanlığı’nın yakıt tüketimine ilişkin bir ön bilgi sunduktan sonra, Bakanlığı Biyoyakıt Programı’na yönlendiren temel sorunları irdeleyelim: 
 
1. Finansal açıdan bakıldığında, yukarıdaki verilerin de net olarak gösterdiği üzere, ABD Savunma Bakanlığı’nın yakıt faturası inanılmaz bir hızla artıyor. Bakanlık bütçesi, kısa vadeli petrol fiyatı değişikliklerine bile açık hale geliyor. Bu da doğal olarak kendisini dünyanın jandarması olarak addeden ordu üzerinde ciddi bir finansal risk oluşturuyor. 
 
2. Operasyonel açıdan bakıldığında bu derece petrole bağımlılık, ciddi bir lojistik sorunsalını da beraberinde getiriyor. İki denizaşırı cephede birden fiilen savaşıyor, onun haricinde dünyanın yüzlerce farklı köşesinde ciddi bir askeri varlığınız mevcut ise, bu birliklere düzenli olarak nasıl, hangi vasıtalarla ve hangi rotalardan petrol tedarik edeceğiniz hayati sorular olarak karşınıza çıkar. Afganistan’ın en ücra köşesine binlerce askerinizi konuşlandırabilirsiniz, ama aynı noktaya her gün binlerce varil petrol götüremezsiniz. İşte bu lojistik sorunu, ordu açısından ciddi bir zaafa dönüşme riskini taşır.
 
3. Stratejik açıdan bakıldığında da Savunma Bakanlığı’nın devasa yakıt ihtiyacı, topyekûn ABD dış politikasına zorunlu olarak şöyle bir misyon yüklüyor: Küresel petrol ticaretine yönelik diplomasinin, ordunun yakıt güvenliğini garanti altına alacak şekilde dizayn edilmesi. 
(Bu noktada bir parantez daha açıp, ABD Savunma Bakanlığı’nın yakıt tedarikini sağlayan birimine ilişkin kısa bir bilgi verelim: Savunma Bakanlığı Lojistik Ajansı – Enerji (DLA-E), Savunma Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu yakıtın alınması, depolanması, dağıtımı ve satışından sorumlu. Ajansın dünya çapında 600’den fazla yakıt deposu bulunuyor. Ajans, herhangi bir askeri birim tarafından gereksinim duyulan yakıtı, ilgili bölgeye en yakın depodan tedarik ediyor.  Tabii tedarik esnasında kara veya havayolu nakil maliyetleri de ekleniyor. Yapılan çalışmalar, Afganistan’a yakıt tedariki maliyetinin karayolu kullanıldığında varil başına 9 ila 16, havayolu kullanıldığında ise 29 ila 31 dolar olduğunu gösteriyor. Bu, hiç de azımsanacak bir maliyet kalemi değil. Bu noktada yakıtın ne kadarının ABD’den sağlanabildiği de önemli bir soru. Resmi verilere göre DLA-E’nin satın aldığı jet yakıtının yaklaşık yarısı ABD’de bulunan rafinerilerden temin ediliyor. Bu, maliyetlerin ve dışa bağımlılığın düşürülmesi açısından tabii ki olumlu. Ancak o jet yakıtını ABD’den 10.000 km uzaktaki Kabil’de kullanmanız gerekiyorsa, işte o zaman muhtemelen şu cümleyi kurarsınız: “Kabul, we have a problem!”)
 
Yukarıda saydığım tüm bu sorunlar, ABD Savunma Bakanlığı’nı Alternatif Biyoyakıt Programı başlatmaya yöneltmiş. George W. Bush döneminde Savunma Bakanı Donald Rumsfeld tarafından başlatılan bilimsel çalışmalar, günümüzde Obama yönetimi tarafından da yoğun şekilde destekleniyor. Önümüzdeki sayıda programın detaylarını aktarmaya devam edeceğim…
 

 



Bu haber 3151 kez okunmuştur


Toplam 1 yorum
Çok yararlı bir araştırma olmuş .Tebrik ederim. Bu yazıda ele alınan konularda bilgi sahibi olmadan gelecekteki ekonomi politik ve enerji politik alanlarında fikir sahibi olmak mümkün değil.genel kültürle yapılan değerlendirmeler artık detay analizlerle yapılmalı Bu nedenle bu yazıdaki gibi bilgiye dayalı değerlendirmelerin artması gerekiyor. yazının bir sonraki bölümünü bekliyorum
Dursun YILDIZ / 19 Mayıs 2013 09:59:04








Köşe Yazarları