IMKB : 89.085 / 0,00 $ : 6,65 / -0,54 : 7,28 / -0,39 Altın : 340,78 / -0,62





Elektrik Ticaretinde Yeşil Renovasyon
27 Mayıs 2013 09:46


Figen Özer


PAYLAŞ : Share/Bookmark

Kurumlar ve markalar için çevreci duruş, son yılların en mühim konularından. Elbette, çevreci sıfatının marka adının önünde güzel durduğu için kullanılmasından ve içi boş sadece moda olduğu için PR amaçlı bahsi geçirilen çevre projelerinden bahsetmiyorum. 

 
Birileri, bir yerlerde, bıraktığı kurumsal karbon ayak izine fazlasıyla dikkat ediyor. Bu doğrultuda da, emisyonlarını azaltan seçimler yapıyor. 
 
Yani tükettiği elektriğin üretim kaynağına kadar uzanan seçimlerden bahsediyorum. 
 
Global boyutta konuyu değerlendirerek, olduğumuz noktanın acısına tuz basmayalım dilerseniz. Eylemler bir yana bakış açıları bile bize fark atar durumda. Bu nedenle, sınırlarımızı ülkemiz olarak belirleyelim ve bu sınırlar içinde konuyu enerji üretim perspektifinden değerlendirelim. 
 
Tüketicinin temiz enerji tüketmesi ve bir serbest tüketiciye temiz enerji pazarlanması konusunda, sadece teoriye ve öngörüye dayalı söyleyecekleri olan değil, aynı zamanda pratiğe dayalı da anlatacakları mevcut olan biriyim.  
Uzmanlığım ve yaptığım işler gereği, üretilen elektrik ile serbest tüketiciler arasındaki bağlantıyı sağlayan biri olarak, daha önce sadece rüzgar enerjisinden elektrik üreten bir şirkette de çalıştım. Global bir kahve zincirinin Türkiye’deki tüm şubeleri için ilk kez indirimli elektrik tedariği sözleşmesine imza attıkları kişiyim. Hem de dönemin rekabet koşullarına göre, bir üretici için çok iyi sayılacak bir iskonto oranı ile. 
 
Bu grup gibi diğer tüketicilere de temiz enerjiyi pazarlarken elimdeki tek argümanım, Türkiye koşullarında, misyonunu ve vizyonunu temiz enerji üretimi yapmaya odaklamış bir şirket ile işbirliği yaparak bu şirkete para kazandırmaları ve temiz enerji üretiminin yanında olduklarını göstermeleri gereğiydi.  
 
Belgeli bir argümanım yoktu, hala da mevcut değil.
  
Nedeni basit: Ülkemizde bununla ilgili bir sertifikasyon sistemi yok.
 
Geçmiş yıllarda, sektörümüzün klasik haline gelen bir organizasyonunda, konuyla ilgili bir panel sırasında bu konuyu dile getirdiğimizde, “bir sertifika değil mi altı üstü, hazırlatılır, otoritenin kaşesi basılır” cevabını almıştık. 
Oysa istenen bir teşekkür belgesi değil ki. Bir sistem…
 
Böylece, tüketici temiz enerji tüketecek ancak karışılığındaki emisyonu da karbon ayak izi hesabından düşebilecek. Şu anki koşullarda bu mümkün değil. 
 
Geçtiğimiz yıllarda katıldığım seminerlerden birinde enerji sektörüne yoğunlaşmış olduğunu belirten bir hukukçudan “temiz enerji” kavramının asılsız olduğuna dair duyduğum cümleler de unutulmazlarım arasındadır. 
 
Dilerim elektrik için, temizlik sıfatının bir metafor olduğu artık netleşmiştir. Elbette, tüm üretim kaynaklarından üretilen elektrik iletim şebekesine aktarılıyor. Daha basit bir ifadeyle temiz ya da temiz olmayan elektrik birbirine karışıyor. Ancak tüketici, örneğin rüzgar enerjisinden üretim yapan bir üreticiden elektrik tedarik ettiğinde karşısına az önce belirttiğim argümanım çıktığı gibi, aynı zamanda karbon emisyonundan da tasarruf sağlıyor. 
Keşke bunu uluslararası geçerli olabilecek bir halde belgeleyebilse…
 
Unuttum sanmayın, elbette kimi tedarikçinin de farklı kaynaklardan üretim yapan santralleri var. Ah keşke bir sertifikasyon sistemimiz olsaydı da, tek soru işaretimiz  bu kalsaydı. Zira aynı grup bünyesinde santrallere göre farklı tüzel kişilikler ile çözüme kavuşturmak o kadar kolay ki. 
 
Anlatmaya çalıştığım meramım şu: Elektrik ticaretinde bir yeşil renovasyon Vizyonu gereği temiz enerjiden üretilmiş elektriği talep eden potansiyel tüketiciler varken, neden bir enerji şirketi bunu avantaja dönüştüremesin?
 
Neden alım garantisi yarasına, temiz enerji ticareti ile pansuman yapamasın? 
 
Elektrik ticareti tarafında, enerji şirketleri arasındaki rekabeti belirleyen önemli unsurlardan biri üretim kaynağı. Kömürden elektrik üreten bir şirket ile rüzgardan üretim yapan bir şirketin maliyet yapısını düşünelim. O halde temiz enerji yatırımcısı, serbest tüketiciye elektrik satışında mecburen geride kaldığı rekabete neden birkaç adım önde başlamasın?
 
Meta olarak elektriği pazarlarken, “temiz” oluşunu neden bir farklılaşma unsuru olarak kullanamasın? 
 
Temiz enerjinin sübvanse edilmesi konusu, mevcut koşullarını düşünecek olursak, bir konu ve sorudan öte, sorunsal haline gelmiştir. Alım garantisi fiyatı tartışıla dursun ama, iki boyutu olduğunu da unutmamak ve tüketici taraflı ticaretinde de bir sertifikasyon ile sübvansiyon konusunun ihmal edilmemesi gerekiyor. 
 
Konumuza uygun düştüğünden kitaplığımdan bir kitap tavsiyesi ile bitirmek isterim müsadenizle. 
Şayet, global boyutta neler olduğuna yakından bakmak ve az evvel bahsettiğim acıya, çevreci akıma kapılıp giden şirketlerin neler yaptığını okuyarak tuz basmak isterseniz, MediaCat yayınlarından çıkmış “Yeşilden Altına” kitabı tavsiyemdir. 


Bu haber 4981 kez okunmuştur


Bu habere henüz yorum yazılmamış

İlk yorum yazan siz olun!








Köşe Yazarları