IMKB : 108.153 / -0,82 $ : 3,83 / -0,13 : 4,51 / 0,05 Altın : 153,90 / 0,01





Petrol fiyatlarında spekülasyonun rolü
05 Haziran 2013 09:28


Altan Kolbay
altan.kolbay@petform.org.tr
Bu sayıda, petrol fiyatlarının uzun süredir 100 – 115 dolar bandında yatay bir seyir izlemesi nedeniyle gündemden düşmüş görünen bir konuyu işleyeceğim: “Acaba petrol fiyatlarındaki değişikliklerde spekülasyonların rolü nedir?

PAYLAŞ : Share/Bookmark

Bu sayıda, petrol fiyatlarının uzun süredir 100 – 115 dolar bandında yatay bir seyir izlemesi nedeniyle gündemden düşmüş görünen bir konuyu işleyeceğim: “Acaba petrol fiyatlarındaki değişikliklerde spekülasyonların rolü nedir?” Bu konu, hatırlanacağı üzere 5 yıl önce petrol fiyatları zirve yaptığında yoğun şekilde tartışma konusu olmuştu. Şimdi yeniden ele almamı sağlayan şey, bir süredir elimin altında olan ancak iş yoğunluğundan göz atmaya ancak fırsat bulabildiğim bir çalışma. Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü tarafından Mart 2012’de yayımlanan “Petrol Piyasalarında Spekülasyonun Rolü: Şu Ana Kadar Ne Öğrendik?” başlıklı makale, bu konuya ilişkin bazı yaygın kanaatlerin çok da gerçekleri yansıtmadığını ortaya koyuyor.  

Makalenin temel çıkış noktası şu soru: Acaba 2003 – 2008 döneminde petrol fiyatlarında yaşanan (çoğu yukarı yönlü) dalgalanmalar daha ziyade ekonomik temellere mi, yoksa türev piyasalarındaki işlemlere mi dayanıyor? Diğer bir deyişle türev piyasalar, fiziki piyasalardaki gelişmeler tersi istikameti gösterse dahi, belli bir hacimde kolektif işlem yapıldığı takdirde petrol fiyatlarını o yöne çekme kapasitesine sahip mi? Bu soruya cevap verebilmek için bir dizi istatistiki çalışma yürütülmüş. Nihayetinde varılan sonuç, kamuoyundaki yaygın kanaatin aksine, spekülasyonların petrol fiyatlarındaki değişimlerin belirleyicisi olmadığı yönünde. Şimdi çalışmanın ‘ezber bozan’ bulgularına birlikte göz atalım: 

-6 farklı metodoloji kullanılarak yapılan çalışma neticesinde elde edilen ilk bulgu, future fiyatlarının piyasadaki spot fiyatları doğrudan yönlendirme kapasitesinin olmadığı. Bununla birlikte şu nokta önemli: Hem future hem de spot fiyatlar aynı ekonomik parametrelere bağlı olarak paralel bir şekilde hareket ediyor. Yani biri diğerini belirlemiyor, bir dizi parametre (arz-talep, atıl kapasite, küresel büyüme oranları vb.) ikisini aynı yönde etkiliyor. 

-Bir diğer önemli bulgu ise şu: Normalde çoğu kişi, Londra veya New York’taki finansal yatırımcıların bir anlamda geleceği gördüğünü ve bu öngörüleri doğrultusunda piyasaları yönlendirebildiğini düşünür. Ancak çalışma, finansal yatırımcıların petrol fiyatlarındaki dalgalanmaları önceden tahmin edemediğini ortaya koyuyor. Yani yatırımcıların pozisyonları değiştiğinde petrol fiyatları değişmiyor, tam tersine, petrol fiyatları değiştiğinde yatırımcıların pozisyonu değişiyor.  

-Piyasalardaki yaygın kanaatlerden biri de, spot fiyatların yüksek future fiyatlarından etkilendiğidir. Zira bu kanaatin mantıklı bir temeli de vardır: Uzun vadeli kontratlar future fiyatları üzerinden yapılır. Dolayısıyla uzun vadede petrol fiyatının gideceği yönü aslında future fiyatları gösterir. Ancak makale, bu yaygın kanaatin de doğru olmadığını gösteriyor. Temel bulguları ise şu: Spot fiyatlarının da, future fiyatlarının da belirleyicisi, geleceğe yönelik ‘beklentiler’. Dolayısıyla, ilk bakışta veri serilerini yan yana koyduğunuzda spot fiyatlarının future fiyatlarının gittiği yöne doğru yol aldığı şeklinde bir algı oluşsa bile, aslında biri diğerinin belirleyicisi değil; ikisinin de belirleyicisi aynı olduğu için böyle bir yanılsama oluşuyor. 

-Araştırma, son yıllarda petrol piyasalarında yaşanan iki gelişmeyi teyit ediyor: Birincisi, yoğun bir finansallaşma söz konusu. Yani petrole bağlı türev ürünlerin ticareti her geçen gün artıyor. Daha 10 yıl öncesinde bile sınırlı bir hacme sahip türev piyasalar, bugün itibariyle fiziksel ticaretin 40 katını aşmış durumda ve bu trend devam ediyor. İkincisi, birçok farklı emtianın fiyatları genelde birlikte hareket etme eğilimi taşıyor. Çalışmada kullanılan veri setleri gösteriyor ki, aslında petrol ile hiçbir ilgisi bulunmayan birçok emtia ve varlık bile zaman içerisinde belli bir korelasyon içerisinde birlikte hareket etmeye başlıyor. Tabii bu noktada verilerin kendi başına bize sağlayamadığı bilgiler var. Örneğin, bunlar arasında hakikaten bir etkileşim var mı? Var ise burada petrol mü diğer emtiaları etkiliyor, yoksa diğer emtialar mı petrolü? Ya da türev piyasalar olmasaydı, bu fiyatlar yine birlikte hareket etmeyecek miydi? Bu soruların cevabını şu anda hala bilemiyoruz. 

-Önemli bir bulgu da şu: Trader’ların pozisyonlarındaki değişikliklerin petrol fiyatları tahminine dayandığına dair ikna edici bir kanıt bulunamıyor. Diğer bir ifadeyle, elimizdeki veri setleri, trader’ların işlemlerinin petrol fiyatlarını doğrudan etkilediğini kanıtlayacak kadar uzun vadeli değil. (İstatistiğe aşina olanlar anlayacaktır: Misal, elinizdeki 5 yıllık bir veri, belli bir yargıya varmanız için yetersiz kalabilir. Kullandığınız istatistik programı, elinizde en az 10 yıllık veri olmasını gerektirebilir. Burada da eldeki veriler, bu türden bir yargıya varmamızı sağlayacak derecede uzun bir seri değil.) 

-Çalışma neticesinde türev piyasalardaki hareketlerin spot fiyatları doğrudan yönlendirdiğine dair net bir kanıt bulunamamış olmakla birlikte, yine de petrol piyasalarında yaşanan yoğun finansallaşmasının öneminin göz ardı edilmemesi gerektiği de özellikle vurgulanmış. Yani özetle, spekülasyonların petrol fiyatlarını etkilediğinin tespit edilememiş olması, böyle bir riskin var olmadığı veya ileride olmayacağı anlamına gelmiyor.  

Şimdi yukarıda özetlemeye çalıştığım Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü makalesinin çıktılarından hareketle bazı kişisel görüşlerimi paylaşmak istiyorum: Ülkemizde türev piyasalardan bahsedince genel algı, bu işlerin birer hayali kağıt ticareti, spekülasyon, manipülasyon olduğudur, hatta “bu işler kumar” denir. Hâlbuki küresel piyasaların nasıl işlediğini biraz olsun anlayan biri bile şu gerçeği fark eder: Türev piyasalar, fiziki piyasaların sağlıklı işlemesini sağlayan enstrümanların başında gelir. Neden? Şöyle açıklayayım: ‘Piyasa’ dediğimiz mekanizma, öyle birçok insanın zannettiği gibi sanayi üretimine, arz-talep dengesine, fiyatlara falan dayalı değildir. Evet, piyasaya dair tüm bu parametreler belirli oranlarda etkiler. Ancak piyasaların temelinde tek bir kelime vardır: ‘Beklenti’. Yarın fiyatların yükseleceğine dair bir beklenti varsa, o zaman fiyatların yükselmesine yatırım yapılır. Bugünkü fiyatların ne olduğu, dün düşüp düşmediği, o malın arz-talep dengesi, bunlar hep o beklentiyi etkileyen yan unsurlardır. 

Beklenti, çoğu zaman o günkü somut gerçeklikle de örtüşmeyebilir. Şöyle bir örnek verelim: Bugün Yunanistan’da kişi başına düşen gelir (satın alma gücü paritesine göre) 25.000 dolar, Türkiye’de ise 15.000 dolar civarında. Yani Yunanistan’daki ortalama bir insanın geliri, Türkiye’deki ortalama bir insanın gelirinden %70 daha fazla. Normalde piyasalar beklenti yerine gündelik gerçekliklere bağlı olsa, Atina Borsası’nın Borsa İstanbul’a göre daha iyi durumda olması gerekir. Hâlbuki durum hiç de öyle değil. Borsa İstanbul rekordan rekora koşarken Atina Borsası tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. Neden? Çünkü piyasaların en net göstergesi olan borsa, öyle zannedildiği gibi sadece borsaya kote şirketlerin üretimine, cirosuna, kârına dayanmaz. Onun da temelinde ‘geleceğe yönelik beklentiler’ vardır. Bugün Yunan piyasalarındaki oyuncuların büyük çoğunluğu, hatta ortalama bir vatandaş bile, yarının bugünden daha kötü olacağı beklentisine sahipse, o ülkede siz istediğiniz kadar üretimi arttırın, işsizliği düşürün, bu algıyı değiştirmediğiniz takdirde o piyasalar batar. Türkiye’de ise yarın ekonominin bugünkünden daha iyi olacağına yönelik ortak bir algı olduğu için, ortalama gelirimiz Yunanistan’ın altında kalmasına rağmen, borsamız durmadan yükseliyor. (Küçük bir parantez açalım: Not artırımları da doğrudan uluslararası piyasaların bir ülkeye ilişkin beklenti algısını yönettiği için bu kadar önemlidir.) 

Şimdi bu beklenti meselesini neden bu kadar uzun uzadıya anlattım: Çünkü bir piyasada beklentilerin sağlıklı bir şekilde oluşması için o piyasalarda bilgi asimetrisinin giderilmesi (yani yatırımcıyı ilgilendiren önemli bilgilerin saklanamaması, şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması) gerekir. Bu yüzden ülkemizde de Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) var, bu yüzden bizde de ‘insider trading’ artık ciddi bir suç. 

Şimdi piyasaların işleyişine ilişkin tüm bu detayların petrol fiyatlarıyla ne ilgisi var, onu anlatmaya çalışayım: Küresel petrol piyasasında türev ürünlerin artması, aslında petrol piyasasının şeffaflaşmasını sağlayan çok önemli bir unsur. Çünkü piyasalar hiç durmadan her türlü bilgiye erişmek ister; bilgi edinsin ki beklentisini ona göre şekillendirsin. Türev piyasalar bu derece yaygınlaşmadan önce dünya petrol piyasalarında çok ciddi bilgi eksiklikleri mevcuttu. Suudi Arabistan’ın atıl kapasitesi aslında ne, Brezilya’da petrol işçilerinin grevi ne kadar sürecek, Nijerya’da sızıntının maliyeti ne olacak, Kuzey Denizi’ndeki platformlarda rutin bakımlar bu yıl hangi tarihlerde yapılacak, ABD’deki kasırga Meksika Körfezi’ndeki üretimi nasıl etkileyecek… Bu ve daha yüzlerce soru her an her dakika takip ediliyor ve anında haber ajansları kanalıyla trader ekranlarına düşüyor. Trader’lar da işte bu haberlere dayanarak 1 yıl sonrasının fiyatına dayalı kâğıt alıyor, satıyor. Türev piyasalar, piyasalarda manipülasyona değil, tam tersine bilgi asimetrisi nedeniyle oluşabilecek manipülasyonların önüne geçerek şeffaflaşmaya yol açar. (Buna şöyle basit bir örnek verebiliriz: Hiçbir TV kanalının olmadığı bir ülkede mi daha rahat manipülasyon yapabilirsiniz, yoksa yüzlerce TV kanalının bulunduğu bir ülkede mi?) 

Gelelim türev piyasalardaki hareketlerin petrol fiyatlarını etkileyip etkilemediğine: Oxford’un çalışmasının özetini yukarıda okudunuz. Türev piyasaların, fiziki piyasalardaki fiyatları tek başına tersine döndürme kapasitesi olmadığını ortaya koyuyor. Benim kişisel kanaatim de aynı yönde. Ancak şu noktayı vurgulamamız gerekiyor: Türev piyasalar, kendi başına piyasadaki somut gerçekliğin tam aksine bir beklenti yaratma kapasitesine sahip değil. Bununla birlikte, belli bir beklentiye yönelik trendi inanılmaz derecede hızlandırma kapasitesine sahip olduğu gerçeğini de gözden kaçırmamamız gerekiyor. Brent petrol fiyatı 6 ay içerisinde 147 dolara çıkıp, müteakip 6 ay içerisinde 35 dolara kadar düşebildi. Burada küresel arz-talep dengesinin sadece 1 yıl içerisinde bu denli büyük volatiliteyi açıklamasına imkân yok. Ne oldu yani, ilk 6 ayda milyonlarca insan petrol tüketmeye karar verdi de ikinci 6 ayda birden tüketimlerini kısmaya mı karar verdiler? Yok öyle bir şey. Peki olan şey neydi? İlk 6 ayda fiyatların yükseleceğine dair beklenti vardı. Sonra bir anda ABD’de kriz patlayıp da dünyaya yayılacağı anlaşılınca fiyatlar tepetaklak oldu. Çünkü artık beklenti, küresel resesyondu; bu da petrol tüketiminin yakın vadede daralacağını gösteriyordu. Yukarı yönlü harekette herkes hiç durmadan türev piyasalardaki spekülasyonlardan yakındı ama inanılmaz sert düşüşün yaşandığı dönemde bir Allah’ın kulu da dönüp türev piyasaların bu düşüşteki etkisini sorgulamadı. Nasrettin Hoca’nın hikayesi gibi: “Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne niye inanmıyorsun?” 

Sonuç olarak türev piyasaların derinleşmesini, beraberinde inanılmaz bir şeffaflaşmayı zorunlu kıldığı için olumlu buluyorum. Bununla birlikte devletlerin de bu piyasaları sıkı kontrol altında tutarak manipülasyona izin vermemesi gerektiğine inanıyorum. Şeffaflık her zaman iyidir. Nasıl ki televizyonlardaki yalan yanlış haberlerden dolayı topluca tüm televizyonların kapatılması yarardan ziyade zarar getirirse, küresel petrol piyasalarındaki türev işlemlerde de manipülatif hareketlerin tespit edilerek cezalandırılması gerektiğine, ancak topyekûn türev piyasalarının zan altında bırakılmasının şeffaflığa ciddi halel getireceğine inanıyorum.  



Bu haber 27312 kez okunmuştur


Toplam 2 yorum
Arastırma causation vs. correlation'ın guzel bir ornegi olmus. Tesekkurler yazı ıcın.
rogue kaportacı / 23 Mayıs 2014 19:16:55
çok güzel yazılmış ve kafamdaki soruları yanıtlayan bir makale. yorumlayan olmamış.çok ilginç.global ekonominin petrolcüleri nasıl etkilediğinin ipuçları bu makalede gizli teşekkürler.
uzm doktor ibrahim aydın / 21 Eylül 2013 22:37:29








Köşe Yazarları