IMKB : 89.085 / -0,62 $ : 6,69 / 1,32 : 7,31 / 0,93 Altın : 342,00 / -0,26





Elektrik alamadım!
13 Ağustos 2013 11:00


Figen Özer
Başlığın da çağrıştırdığı üzere konumuz: Çöpçatanlık... Ancak elektrik enerjisi piyasasında bir ek gelir modeli olarak çöpçatanlık…

PAYLAŞ : Share/Bookmark

Başlığın da çağrıştırdığı üzere konumuz: Çöpçatanlık... Ancak elektrik enerjisi piyasasında bir ek gelir modeli olarak çöpçatanlık…

Bayilik, acentalık, distribütörlük v.s. yazmaya elim gitmedi.  

Zira, enerji sektörü perspektifine hakim olmadan, tüketici empatlığı yetisine sahip olmadan, dahası olmaya çalışmadan; sadece tarafları buluşturan bir temsilcilik sistemi için ben çöpçatanlık kelimesini uygun buldum. 

Elektriğin buluşturulabileceği tüketici potansiyeli ortada. Her yeni günde, bu potansiyeli hedef alan yeni bir proje ortaya çıkıyor. Her beliren iş modelinin içeriğine bakınca, farklı bir detay görme beklentimiz yine sönüyor. 

Söz konusu girişimlere ve uğruna harcanan emeğe saygımızın altını kalınca çizerek ve sektörümüze faydalı olmalarını temenni ederek; bu girişimin sahipleri ile bu girişime ortak olan temsilcilerin niyetlerini bir kenara bırakarak, konunun tüketiciye temas eden noktasında bazı detayların altını çizmek istiyorum. 

Hani hep tüketici için vurguladığım şu farkındalık konusu. Evet yine aynı yerdeyiz. 

Efendim, unutmadan bu projelere ve girişimcilerine sektörümüze hoşgeldiniz demek isterim.  Belli ki potansiyel farkedilmiş ve mevcut iş kollarına bir yenisini eklemek istemişler.

Tam bu esnada bir hususu vurgulamak gerekiyor. Malum, serbest tüketici limitinin daha düşük seviyelere çekilmesi ile indirimli elektrik satışına taraf olacak tüketici potansiyeli giderek artıyor, daha da artacak. Fakat bu potansiyel artışını öngördük denildiği zaman, öngörülemez ancak öğrenilir demek zorunda hissediyor insan kendini.  Yani bu limit düşüşü tutan bir tahminin konusu olamaz. 

Her zaman dediğim gibi, elektrik enerjisinin satışı da dahil olmak üzere, enerji piyasası kuralları ile varolan bir sektör. Değişimi de, gelişimi de yine kural çerçevesi içinde olacaktır. Yıllar evvel sunulan Arz Güvenliği ve Strateji Belgesi’ne bakan herkes, piyasa açıklık oranının artırılması amacıyla serbest tüketici limitinin ilerleyen yıllar itibariyle aşağı çekileceğini bilir. 

İşte bu trende paralel olarak, sektörün birçok iş kolu yaratacağını geçmiş yıllardan itibaren tahmin ediyorduk yani öngörüyorduk. Bir kısmı da elbette, serbest tüketiciye elektriğin pazarlanması noktasında oluşacaktı. 

Tartışmasız bir gerçek var ki, mevcut potansiyelin tümüne ulaşma konusunda hiçbir tedarikçinin gücü yetmez. Bu nedenle bir ağ yaratarak, pazarlama gücünü outsource etmek için bir şirketle iş birliği yapmak ya da tedarikçiye/tüketiciye bu hizmeti sunan bir iş modeli kurmak elbette  iyi bir yöntemdir. 

Nasıl olması gerektiği hususunda eminim çok iyi projeler geliştirilebilir. Bunun detaylarını sıralamaktan ziyade, mevcut duruma bakınca asıl vurguyu “nasıl olmaması” gerektiğine dair yapmak gerekiyor. Bu niyetle kitabımda da “Serseri Mayınlar” başlığı altında bu konuya değindim. 

Bundandır ki, tüketicinin, zihnine temas etmeyen, uzmanlıkla harmanlanmamış bir satış felsefesine temkinli yaklaşması gerekiyor. 

Peki tüketici bunu nasıl ayırt edebilir?

Elbette farkındalık yüklü, doğru soruları sorarak. 

Yani tüketici mantrasına atıf yapacak olursak: Farkında olarak, temkinli olarak ama ön yargılı olmayarak .

Tüketicinin 1 TL de olsa karı, 1 dakika da olsa zamanı her zaman önemlidir. 

Hayatın da her alanda değişmez bir kuralı var ki farkındalık eksikliği zaman ve para kaybettiriyor. 

Sorduğu sorulara karşılık aldığı cevaplardan tatmin olmayan tüketicinin, elektrik alamadım diyerek paravanı açtırmaması dileklerimle.



Bu haber 4704 kez okunmuştur


Bu habere henüz yorum yazılmamış

İlk yorum yazan siz olun!








Köşe Yazarları